Toplu taşımada uyuma sanatı
Toplu taşımada uyumak, normal uyku değildir. Evde uyumak için yatak, yastık, sessizlik falan gerekir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Toplu taşımada uyumak, normal uyku değildir. Evde uyumak için yatak, yastık, sessizlik falan gerekir…
Toplu taşımada bazı insanlar oturmuyor, “topraklarını genişletiyor.” Adam tek kişilik koltuğa oturmuş ama bacakların açıklığına bakarsan İstanbul’un fethine hazırlanıyor. Sağ diz Avrupa Yakası’nda, sol diz Anadolu Yakası’nda…
Bazı evliliklerde tartışmalar vardır, bazılarında fikir ayrılıkları… Bazılarında ise koca çoktan mücadeleyi bırakmış, hayatına tek kelimelik bir işletim sistemiyle devam etmektedir: “Tamam.””Bu akşam annemlere gidelim mi?” “Tamam.””Salondaki koltuğun yerini değiştirelim.””Tamam.””Bence sen bu gömleği artık giyme.””Tamam.””Beni dinliyor musun?” “Tamam.” İşte sonuncusu tehlikelidir. Çünkü adam artık soruyu bile işlemiyordur…
Sevgili kadınlar, yıllardır bize aynı soruyu soruyorsunuz: “Bir futbol maçını neden bu kadar ciddiye alıyorsunuz?” Haklısınız. Dışarıdan bakınca gerçekten saçma görünüyor…
Borç isteyen insanın içinde, o ana kadar varlığından haberdar olmadığınız büyük bir tiyatro sanatçısı vardır. Normalde size “Naber?” diye mesaj atan adam, paraya ihtiyacı olduğunda bir anda Shakespeare tiradına başlar: “Kardeşim, inan senden istemek benim için çok zor…
Bazı insanlar için özür dilemek, tapuda ev devretmek gibi ağır bir işlemdir. “Haklısın, hata yaptım, özür dilerim” demek yerine hemen savunma sistemleri devreye girer: “Sen de ama…” “Dün sana biraz sertkonuştum ama sen debeni sinirlendirdin.””Evet, doğum gününüunuttum ama sen degeçen sene benimkini geçkutladın.””Tamam, bağırdımama sen de öylebakmasaydın.” Bu insanların özürleri mahkeme savunması gibidir…
Hesap masaya gelene kadar sohbetin en aktif insanıdır. Garsona şaka yapar, yeni meze ister, “Tatlı söyleyelim mi?” diye grubu gaza getirir…
“Bir ara görüşelim” Türkçede artık bir buluşma teklifi değil, ilişkiyi kavga etmeden dondurma yöntemidir. Çünkü ortada “ara” diye bir zaman dilimi yok…
Ayrılıktan sonra insanın içinden küçük bir savcı çıkar. Üstelik bu savcı sadece seni yargılar…