Karanlığa alışmak
İnsanın bilmediği şeylerden çok, bildiğini sandığı şeylerle başı derttedir. Bilmediğini bilmek, insanı öğrenmeye açık tutan mütevazı bir zihinsel konumdur…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
İnsanın bilmediği şeylerden çok, bildiğini sandığı şeylerle başı derttedir. Bilmediğini bilmek, insanı öğrenmeye açık tutan mütevazı bir zihinsel konumdur…
Emrullah, öğrencilik yıllarını geçirdiği Eskişehir’de çok sevdiği Ekrem abisinin dilinden düşürmediği bir sözü hatırlatmıştı geçenlerde: “Bizim Ekrem abi sürekli ‘ziyankâr’ derdi. Yıllar sonra anladım neyin ziyan olduğunu, kelimenin tam da ne anlama geldiğini, ömrün belli bir bölümü geçince kavradım.” Her muhabbet, her kelime insanda bir kıymık bırakır…
“Futbol sadece futbol değildir” sözünü her gün biraz daha gözümüze sokan bir sistemin içinde yaşıyoruz. Fakat bu sistemi kutsamak, onun kendiliğinden ve kaçınılmaz biçimde iyi bir şey ürettiğine inanmak anlamına gelmemeli…
“Boşlukları dolduruyoruz…” Galiba son zamanlarda muhatap olduğum sorulara en sık verdiğim cevap bu. Üstelik bu cevabın, tam da bu nevi soruların boyuna biçilmiş en yakışıklı libas olduğunu düşünüyorum…
Neden şiirler bu kadar keskin ve sert bir şekilde kesiyor uyuşmaktan bezgin damarlarımızı? Hangi yöne dönsem şairin telaşı sanki antik bir telaş gibi duruyor…
Semih Saygıner, bir usta. Bir sporcu olmanın ötesinde, yıllardır yaptığı işin hakkını vererek Türkiye’nin bayrağını dünyanın dört bir yanında dalgalandıran bir elçi…
Türkiye’nin bugün yaşadığı temel sorunlardan biri, artık kötü ile iyi arasında değil, kötü ile daha kötü arasında tercih yapmaya zorlanmasıdır. Siyasette de ekonomide de giderek benzer bir manzara ortaya çıkıyor…
Gecenin 3’ü… Bir yandan çalışıyorum, diğer taraftan arka planda çalan Afrika müzikleri arasında dolaşırken bir şiir denk geliyor. Kaç kere dinlediğimi hatırlamıyorum…
Benim çocukluğum radyo zamanlarına denk geldi. Orhan Ayhan’lardan Halit Kıvanç’lara, oradan Ercan Taner’lere uzanan bir anlatı dünyasının içinde futbolu öğrendim…