Medeniyet, Güç ve Yeni Dünya Düzeninin Çelişkileri
Uluslararası siyaseti anlamak için devletlerin ne söylediğinden çok, söyledikleriyle yaptıkları arasındaki mesafeye bakmak gerekir. Çünkü siyaset, çoğu zaman kendi gerçekliğini kavramlarla örter…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Uluslararası siyaseti anlamak için devletlerin ne söylediğinden çok, söyledikleriyle yaptıkları arasındaki mesafeye bakmak gerekir. Çünkü siyaset, çoğu zaman kendi gerçekliğini kavramlarla örter…
Milli takımın bütün maçlarını kaybetmesi, kaybederken de hiçbir olumlu ışık vermemesi ne oyuncu bazında ne de oyun bazında bir gelişme umudu ortaya koyamaması, artık meseleyi yalnızca teknik ve taktik tercihler üzerinden değerlendirmeyi imkânsız hale getiriyor. Burada daha büyük, daha yapısal bir problem var…
İnsanlar düzen talep etmiyor; düzensizlikten kendilerine düşen payı büyütmek istiyorlar. Kimi kendisine ayrıcalık tanınmasını, kimi başkalarının sahip olduğu ayrıcalıklara kendisinin de ortak edilmesini bekliyor…
İktisat biliminin bize öğrettiği en temel kabullerden biri şudur: “Kaynaklar kıt, ihtiyaçlar ise sonsuzdur. Modern ekonomi teorisinin önemli bir bölümü bu kabulün üzerine kurulmuştur…
Bir insanın hayatını yargılamadan önce onun ayakkabılarını giymek gerektiğini söyleyen o cümle, ilk bakışta bir merhamet çağrısı gibi görünür; oysa biraz daha yakından bakınca bunun merhametten önce bir bilgi meselesi olduğunu fark ederiz, çünkü insan bilmediği bir hayat hakkında hüküm verirken aslında çoğu zaman karşısındaki insanı değil, kendi bilgisizliğini konuşur ve başkasının hayatını kendi hayatının […]
Milli takımın bizim çocuklara ne oldu? “Tarihin en karakterli takımı” diye tarif edilen bir takımın Bursa seyircisinden aldığı cevap, yalnızca kötü oynanmış bir maçın ardından yükselen tepki olarak görülmemeli…
“Belki de biraz geç rastladım sana / Ama her şey geç gelmiyor mu yurdumuza / 1929 buhranı bile geç gelmemiş miydi / Eksikliğe mi alışmışız, mutsuzluğa mı yoksa / (…) Ne demiş uçurumda açan çiçek / Yurdumsun ey uçurum.” (Cemal Süreya) Her şeyin kirlendiği, her şeyin giderek daha içinden çıkılmaz bir hâle geldiği bir zamanda […]
Sonunda herkes kendi yalnızlığına, kendi hikâyesine dönüyor. Bir araya gelmenin iyi gelen bir tarafı var…
Marshall McLuhan’ın yıllar önce kavramsallaştırdığı “küresel köy”, bugün futbol sahalarının yeşil çimlerinde her zamankinden daha somut bir biçimde karşımıza çıkıyor. Kitle iletişim araçlarının hızı ve sosyal medyanın anlık etkileşim gücü, futbolu sadece doksan dakikalık bir spor müsabakası olmaktan çıkarıp devasa bir endüstriye ve toplumun tüm katmanlarını kapsayan kolektif bir yaşam biçimine dönüştürdü…