Tembelliğin Kaderi Yoktur
Kader, insanın omuzlarına yüklenen ağır bir sır olduğu kadar, onu harekete geçiren kudretli bir çağrıdır da. Biz çoğu zaman kaderi, tembelliğimizin kalkanı, iradesizliğimizin mazereti kılmaya çalışırız…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Kader, insanın omuzlarına yüklenen ağır bir sır olduğu kadar, onu harekete geçiren kudretli bir çağrıdır da. Biz çoğu zaman kaderi, tembelliğimizin kalkanı, iradesizliğimizin mazereti kılmaya çalışırız…
İnsan, kendisine değer verildiğini hissettiği nispette büyür; değersizleştirildiğini hissettiği nispette küçülür, içine kapanır, solar. Bir gönül, bir bakışla ihya olur; bir bakışla da harap olur…
Hayat, hepimize bir kere verilmiş dar bir zaman diliminde, aynı sofrayı, aynı çatıyı, aynı yolu paylaştığımız bir yolculuktur. Bu yolculukta yanımızdakiler, kaderin bize emanet ettiği yol arkadaşlarıdır; onlar bizim imtihanımız, biz onların sığınağıyız…
Aliya, ateşin ortasında dururken bir cümle damıttı zamana: iyi olmak yetmiyor, güçlü iyiler olmak zorundayız. Bu söz bir temenni değil; kanla, külle, sürgünle imtihan edilmiş bir hakikatin özüdür…
Bazı çiçekler bahçelerde açmaz; onlar, unutmaya direnen hafızaların en tenha köşesinde filizlenir. Srebrenitsa’nın çiçeği de böyledir; bir bahçenin değil, bir yaranın üzerinde açar…
Onur, insanın üzerine giydiği bir kisve değil; ta içinde, sessizce demlenen bir oluştur. Görünende arananın hakikati yoktur; hakikat, olanın derinliğinde saklıdır…
Bir hakikat, dile geldiği kelimelerle değil; bedene büründüğü hâllerle tanınır. Söz, ne kadar süslü olursa olsun, arkasında bir örneklik durmuyorsa havada asılı kalır…
İman bir kez kalbe düştü mü, o kalbin önünde dağlar diz çöker. Yaratan bir kapıyı araladı mı, kulun ayağına dolanan bütün zincirler kırılır…
İnsanı insan kılan en sağlam köprü, verdiği sözün arkasında durmasıdır. Söz, ağızdan çıkar; ama kalbin mührüyle imzalanan bir ahite dönüşür…