Aykut Kocaman ve bir camianın vefa imtihanı
Bir milletin de, bir camianın da çürümesi; işin ehline değil, ağzı kalabalık olana teslim edilmesiyle başlar. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de; lakin sözün kıymeti, söyleyenin liyakatiyle ölçülür…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bir milletin de, bir camianın da çürümesi; işin ehline değil, ağzı kalabalık olana teslim edilmesiyle başlar. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de; lakin sözün kıymeti, söyleyenin liyakatiyle ölçülür…
İnsan, ömrünün en hazin çelişkisini yaşlandıkça yaşıyor. Doğarken bir çığlıkla geliyor dünyaya; giderken ise sessizliğin en derinine bürünüyor…
İnsanoğlu, üzerine bir gün toprağın örtüleceğini bile bile dünyaya öyle bir sarılır ki, sanki burası ebedi bir konaktır. Oysa ölüm, hayatın bir karşıtı değil; aksine onun en sadık yoldaşıdır…
Samimi olmayan hiçbir sözden hayır gelmez; tutarlılık taşımayan hiçbir duruştan bereket doğmaz. Bu kadim bir hakikattir ve insanlık tarihi boyunca değişmemiştir; nice devletler samimiyetsizlik üzerine kurulmuş ve yıkılmış, nice dostluklar tutarsızlığın zehriyle çürümüştür…
İnsan bu dünyaya ağlayarak gelir; çevresindekiler ise sevinçle karşılar onu. Ama nasıl uğurlanır, nasıl bu dünyaya veda eder…
Değişim, yaratılışın ta kendisidir; akan su gibi, esip geçen rüzgar gibi, tohumdan fidana uzanan hayat gibi. Ama bu çağın değişimi başka türlü bir acelecilik taşıyor içinde; koşturur gibi, soluksuz, durup nefes almadan, geride ne bıraktığına bakmadan…
Zaman, insanın avuçlarından sessizce süzülen kumlar gibidir; ne kadar sıkı tutarsan tut, akar gider. Her doğan güneş, bir önceki günü ebediyen alıp götürür; her batan güneş ise ömür defterinden bir yaprağı daha koparır. Bu acı ama hakiki gerçeklik karşısında insanoğlu, meçhul bir sona doğru akan o büyük nehrin içinde bir kayık gibi sürüklenir. Hayat, özü […]
Hayatın ilk sayfası, henüz bizim irademiz kalemle buluşmadan çok önce yazılmaya başlanır. Hangi ana babadan dünyaya geleceğimizi, hangi coğrafyanın toprağına ilk adımımızı atacağımızı ya da hangi dilin ve kültürün içine uyanacağımızı biz seçmedik. Bu “verilmişlikler”, hayatın bize sunduğu birer başlangıç noktası, üzerine resim yapacağımız birer tuvaldir. Ancak pek çoğumuzun düştüğü en büyük yanılgı, bu tuvalin […]