İyi ki kuryeye vermediler!
Kişiler makamları taşır, makamlar kişileri yüceltir. Ne olursanız olun, ne gözle bakarsanız bakın, o makamın ağırlığı, şeffaflığı, adaleti her zaman, herkese eşit olmak zorundadır.Bu konu nereden mi çıktı…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Kişiler makamları taşır, makamlar kişileri yüceltir. Ne olursanız olun, ne gözle bakarsanız bakın, o makamın ağırlığı, şeffaflığı, adaleti her zaman, herkese eşit olmak zorundadır.Bu konu nereden mi çıktı…
Yaşananları, konuşulanları, tartışılanları gördükçe, Simon Cuper’in, “Futbol asla sadece futbol değildir” kitabı aklımdan çıkmıyor.Gördünüz işte, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Anadolu Ajansı’na yaptığı röportajı kıskandım! Öyle güzel cevaplar vardı ki, bazı şeyleri elinin tersiyle vurduğu tokat gibi cümle aleme anlattı.Eleştirilebilecek yanları da var, “Bu ne diyor?” diye meraklandırdıkları da…
Nasıl da özlemişiz Aziz Yıldırım’ı! Fenerbahçeliler ne der, kimi seçer bilemem…
Son dönemde dinlediğim en kısa fıkralardan biriydi: Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin hakemi Yasin Kol, “mükemmel” bir maç yönetti. Tabii ki maçın gözlemcisine göre…
Keşke “futbolun itibarı”nı korumak, Disiplin Talimatı’ndaki bir madde ile mümkün olsaydı… Keşke bu maddeyle sık sık oynayıp, “aba altında sopa” göstererek değil, isme bakmadan, gereken cezalar verilebilseydi…
Son dönemde futbol o kadar çok “hukuk”la haşır neşir oldu ki; Futbol Federasyonu değil, adeta “adalet sarayı”… Yasadışı bahis, şike; işte futbol işte…
Bükreş’te sadece toprağa verilen Mircea Lucescu değildi; son yüzyılın futbol filozofu, her takıma lazım olan bir spor ekonomisti, üç-beş paraya tepeden tırnağa şampiyon yaratan bir futbol idealisti bu dünyadan göçüp gitmişti.Ömrü boyunca her yere damgasını vurdu Lucescu…Fenerbahçeli LucescuFenerbahçe formasıyla hazırlık maçına çıktığı bile bilinir futbolculuk döneminde… 1970’lerde o günleri, takım arkadaşı Engin Verel’den dinlemiş, MİLLİYET […]
Altı üstü bir lig diyeceğim ama bu hafta ligin altı ile üstünü ilgilendiren öylesine maçlar sahnedeydi ki… Hele dört büyüğün taksimatındaki iki kapışma vardı ki, vay vay vay…Galatasaray kazansa lig biterdi…
Keşke, böyle bir günde güzel bir tabloyu ortaya çıkaran fırça darbelerine katkımız olsaydı. Keşke sadece A Milli Takımımız’ın Kosova’dan alacağı galibiyeti konuşabilsek, “mutluluk” tablosu yaratabilseydik. Ama bugün 31 Mart ya… UEFA ya da ulusal lisans alması gereken kulüplerin başvurusunun son günü… Parasına hükmü geçen kulüpler için de, cezasını ödeyip, 7 gün geç başvurma süre olanağı […]