Geri kafalılığımızı kaybetmeyelim!
Bir genç kız kardeşimizin videosuna denk geldim. Tesettürlüymüş…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bir genç kız kardeşimizin videosuna denk geldim. Tesettürlüymüş…
Bir cumartesi sabahı. Türk Hava Yolları Genel Müdürlük binasında bir kahvaltı sofrası…
Geçtiğimiz günlerde yakın arkadaşım Doğan bir anda “Hemen kan vermem lazım” diye ayaklandı. Kendisi 40’a yakın kez kan vermiş…
Bunun adı konulmamış ama herkesin içten içe bildiği bir hastalık: “Bana yakın olanı yukarı çekerim” hastalığı. Şirketlerde de var bu…
Aslında bu başlığın orijinali “Yetmeyecek” diye bitiyordu ama size kıyamadım, üzmemek için soruya dönüştürdüm. Tanıştığım, sohbet ettiğim insanlarda şöyle bir eğilim görüyorum…
Makedonya’da bir bahçıvan var. Adı sanı hiç bilinmeyen, ünvansız, makamsız sade bir vatandaş… Boş günlerinde eline süpürgesini, küreğini alıyor…
Bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık. Her bayram olduğu gibi maalesef bu bayram da bayramı iple çeken, sevdiklerine kavuşmayı hasretle gözleyen binlerce insanımız bayram namazı yerine cenaze namazı için getirildi camiye…
Kurban yaklaşmak kelimesinden türemiş bir kelime. Biz de bugünlerde Kurban Bayramı’na yaklaşıyoruz…
Ambulans, itfaiye, polis ve belirli devlet görevlileri dışında son dönemde çakar kullanma hakkına sahip imtiyazlı bir sınıf türedi. Özellikle iş insanı, gazeteci, televizyoncu, şarkıcı gibi bazı tanınmış kişilere araçlarında geçiş üstünlüğü sağlayan çakar cihazını kullanma ve polis koruması verilmesi toplumu ciddi derecede rahatsız ediyor…