Bunca olup biten arasında ayakta kalan nedir?
O yıllar çok geride kaldı. İnsanların çoğu öldü…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
O yıllar çok geride kaldı. İnsanların çoğu öldü…
Temmuz ayında yağmurla buluşan her şehir şanslıdır. Şeyh Galip’in etkisini anlatmak için kişileştirdiği temmuz, yaman yalımlarıyla her nesne ve köşeyi sarmakla yetinmez dilimize ‘eyyam- ı bahûr’ diye yerleşen deyimi de yaratır…
Gülibrişimler şaşırtıcı şekilde sönük uyandılar bu yaz. Uzun sürmüş bir gecenin sonunda kaçırılmış gündoğumu peltekliği var sanki üzerlerinde…
Sofranın ne zengin ve geçişken bir olgu olduğunu anlamak için en eski metinlerden bugüne değin kapladığı yere bakmak yeterlidir. Sanki insan onunla başlamış dünya ile irtibatı tam karşılığını böylece bulmuştur…
Felek denilen olguyu bir kader öznesine çeviren başka kültür var mıdır bilinmez ama sanki âlemin kat kat geçişkenliğinde ele geçirilemez ne varsa onunla karşılamaya çalışmışız. İnsanı sadece bir âlem değil âlemler arasında özge bir âlem diye görerek de hayli boyutlandırmışız bu içinden bir türlü çıkılamayan durumu…
Dalları her yaz pencereye dayanıyor. Asla vazgeçmiyor inadından…
Türkiye’de esaslı bir mesele kolay kolay tartışmaya açılmaz. Açıldığı andan itibaren de sulandırılıp çığırından çıkarılır ve şahsileştirilir…
Victoria R. Holbrook ile ile hiç görüşmedik…
İtlaf var!’ duyurusu yankılanmıştı her tarafta. En uzak yerlere kadar ulaşan hoparlörler artık sadece insanları bilgilendirmiyordu…