Gitmek mi yoksa dönmek mi asıl hikâye?
Konu tam da başladığı yerden çatallanıyor. Birden omzuma teselli vuruşuyla bir el dokunuyor…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Konu tam da başladığı yerden çatallanıyor. Birden omzuma teselli vuruşuyla bir el dokunuyor…
Tophane-i Âmîre’de ‘Sessiz Zarafet, Çağdaş Hat, Hilye ve Tezhip Sergisi’ mottosuyla yeni bir sergi açıldı. Seçkin kültür adamı ve koleksiyoner Mehmet Çebi’nin hayat verdiği sergide çağdaş hat sanatımızın pek çok eseri yanında birbirinden çağrışımlı tesbihler de bulunuyor…
Şairin korkuyu krallık olarak vasıflandırması boş yere olmasa gerek. Korku bir çokluk uçurumudur ve orada azlık ile çokluğun birbirinden farkı yoktur…
Sevâkıp-ı Menâkıp’ı ne zaman ele alsam minyatürler arasında özellikle bir ayrıntıya takılırım. Minyatür sanatı zaten bütünden bakarak değil ayrıntıdan yol alarak bir dünya sunar bize…
Dün hiç olmamış olsaydı yarından söz edilebilir miydi? Ya da dün varken yarından söz açılabilir mi…
İkin beklenmedik çiçekler döküveriyor o. Bir, iki, üç…Hayır dört mü yoksa beş mi…
Her yazı muhatabına gönülden açılıştır. Kimdir o muhatap…
Belleğimdeki o manzara hiç kaybolmadı. Dibine kadar eteklenmiş salkım söğütlerin arasından gördüğüm bir adam var…
Yaşadığımız çağın baskın yanı ferdi her an öfkeye meyilli hale getirmesidir. Hatta bazen buna mecbur bırakmasıdır…