İstanbul parçalanırken…
İstanbul’u düşünmek onun hakkında yazmak sadece bir şehri değil büsbütün bir toplumu gözetmek demektir. Bizim halâ ekonomik, kültürel ve sosyal ‘göremiz’ bu şehirdir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
İstanbul’u düşünmek onun hakkında yazmak sadece bir şehri değil büsbütün bir toplumu gözetmek demektir. Bizim halâ ekonomik, kültürel ve sosyal ‘göremiz’ bu şehirdir…
Yaş altmışın yoluna koyulduğunda zamanın çevrimi kendiliğinden hızlanır. Şehrin hangi köşesine baksanız anı kırpıntıları göverir…
Şehrin şöhretli AVM’lerinden birinin en üst katındayım. Hemen her şeyin görünür olduğu bu noktada duruyor ve önce en aşağıdaki curcunaya bakıyorum…
Yazdıklarının ömrü daima uzun olsun dilimizin öncülerinden Haldun Taner’in; onun her bir eseri tekrar ve tekrar okunmayı hak eder. Şunca yıllık dost, ağabey, meslektaş, eleştirmen, ‘buluşturman’ Doğan Hızlan Bey de bilir ve takdir eder ki Haldun Taner’in konuşma dili ve yazıya geçmemiş yaşantı ve anlatıları da bir o denli sürprizlidir…
Onu aldığımızda el kadar bir şeydi. Fakat mini birer saltanat çadırına benzeyen koyu mor çiçekleriyle aklı baştan almıştı ilk bakışta…
Günün erken ya da geç saati hiç fark etmez adam depoya girip çıkar. Böyle bir adam var mı eğer varsa kime benzer bir önemi yok…
Dünyada alım- satım egemenliği kurulalı beri her yönden bir vesileyle o ses yükseliyor. Müşteriler nerede…
Bugün söze neden değil çünkü ile başlamanın vaktidir. Neden halâ soru sormanın eşiğinde eğlenmek olduğu halde çünkü gerçeğin şaşmaz diliyle hakikati dillendirmektir…
Neredeyse bir kırk yıl evvel Bozkır Lisesi’nde öğrenciydim. Şimdi bu isimde bir okul kalmadı…