Beynimiz B12’yi niçin iyi kullanamaz?
B12 vitamini beynimiz için adeta bir “sinir sistemi yakıtı” gibidir. Ama ilginç bir gerçek var: Bazı insanların kanında yeterince B12 olduğu halde beyin hücreleri bu vitaminden tam yararlanamayabiliyor…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
B12 vitamini beynimiz için adeta bir “sinir sistemi yakıtı” gibidir. Ama ilginç bir gerçek var: Bazı insanların kanında yeterince B12 olduğu halde beyin hücreleri bu vitaminden tam yararlanamayabiliyor…
Duyduğumda içimi en çok sızlatan hastalık hikâyelerden biri şudur: “Hocam, her sabah düzenli yürüyüş yapan sapasağlam biriydi. Eşine, dostuna hayat dolu gözlerle bakan, enerjisiyle hepimizi kıskandıran o sapasağlam insan, üstelik çok değil daha geçen hafta checkup yaptırmıştı…
Eskiden sağlık bilgisi aile büyüklerinden, mahalle doktorundan ya da birkaç güvenilir kitaptan öğrenilirdi. Şimdi ise bir sabah uyanıyoruz: Bir influencer limonlu kahveyle 12 kilo vermiş… Bir podcast yayıncısı “şeker aslında zararsız” diyor… Bir biohacker gece burnuna kırmızı ışık tutup biyolojik yaşını 19’a düşürdüğünü anlatıyor…
Yorgunluk, halsizlik ve göbek çevresindeki o inatçı kalınlaşma şikâyetlerinin arttığını değerlendiriyorum. Aynadaki göbeğe bakıp üzülüyoruz ama asıl büyük tehlikeyi, içeride sessizce çalışan o muazzam fabrikayı, yani karaciğeri tamamen unutuyoruz…
Kreatin denince çoğu kişinin aklına hâlâ sadece “kas şişiren sporcu tozu” geliyor. Oysa işin aslı biraz daha heyecanlı: Kreatin, hücrenin enerji santrali olan mitokondrinin arka plandaki gizli kahramanlarından biridir…
En sık aldığım sorulardan biri: “Hocam, yaş alırken sağlığımızı kaybetmek ve enerjiden düşmek kaçınılmaz bir son mu?” İnanın bana; yıpranarak yaşlanmak mecburi bir istikamet değil, bedeni kendi haline bırakmanın ve bu süreci doğru yönetememenin doğal bir sonucudur. Bugün tıbbın ulaştığı noktada iyi yaşlanmayı, her detayı planlanması gereken ciddi bir “mühendislik projesi” olarak görüyoruz…
Osman hocanın “Longevity Dünyası” her geçen gün büyüyor! Ve o dünyaya bilim neredeyse her ay yeni bir devrimsel yaklaşım daha ekliyor…
Elimizden düşürmediğimiz akıllı telefonlar ve tabletler yüzünden bugünlerde yepyeni ve sinsi bir salgınla karşı karşıyayız: “Tech-Neck” yani “Teknoloji Boynu Sendromu”. Peki, o küçücük ekranlara bakmak için başımızı her öne eğişimizde boynumuza 27 kiloya kadar ağırlık bindiğini biliyor musunuz…
Eskiler “bağırsak ikinci beyindir” derken biraz abartıyor sanıyorduk. Meğer çok da haksız değillermiş…