Politik psikolojiyle krizler çağını okumak
Dünyada belirsizliğin, kuşkunun, tanımsızlığın egemen olduğu puslu bir “krizler çağı” yaşanıyor. Bildiğimiz değerler, normlar, kurumlar yerle yeksan olmuş vaziyette…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Dünyada belirsizliğin, kuşkunun, tanımsızlığın egemen olduğu puslu bir “krizler çağı” yaşanıyor. Bildiğimiz değerler, normlar, kurumlar yerle yeksan olmuş vaziyette…
Bundan yaklaşık 60 yıl kadar önce Amerikalı tarihçi/sosyolog Lewis Mumford teknolojik dönüşümün getirileri konusunda ezber bozan bir eser kaleme almıştı. “The Myth of the Machine: The Pentagon of Power” (Makinenin Miti: Güç Beşgeni) başlıklı kitabında Mumford bir ‘Megamakine’den (megamachine) bahsediyordu…
Küreselleşme dediğimiz o meşhur hikâyenin “köy pazarı” dağılalı yıllar geçmiş olsa da, köyün sakinlerinin bunu fark etmesi epey zaman aldı. Dünya zaten 21…
İnsanlık tarihi büyük güçlerin beklenmeyen yenilgilerinin temel sebebinin yanılgılar olduğunu gösteren örneklerle doludur. Napolyon’un Rusya seferi de, Hitler’in Sovyet topraklarındaki Barbarossa harekâtı da, ABD’nin Vietnam savaşı da, SSCB’nin Afganistan işgali de hep aynı hesap hatasından kaynaklıdır: “Güç yanılsaması”…
İran’da bir rejim değişikliği sağlamak adına başlatılan savaş, başka ülkeleri “demokratikleştirmesi ile ünlü” ABD’de bir tür rejim değişikliğine yol açmış durumda. Geçtiğimiz hafta Kara Kuvvetleri Komutanı dahil çok sayıda üst düzey askerin görevden alınmasıyla sonuçlanan siyasi müdahale, Amerikan tarihinde görülmemiş bir sivil-asker dengesi/dengesizliği yaratmış görünüyor…
Yapımcılığını Warner Bros’un yaptığı bir Hollywood şaheseri olan Matrix filmi 1999 yılında vizyona girdiğinde olağanüstü bir etki yaratmıştı. Filmde Morpheus’un Neo’ya sorduğu “Gerçeklik nedir?” sorusu alışageldiğimiz düşünme pratiğine felsefi bir meydan okumaydı. O günlerde zihinsel bir egzersiz fırsatı olarak algıladığımız bazı kavramsal tartışmalar, bu film sayesinde akademik bir mevzu olmaktan çıkıp gündelik sohbetlerin parçası haline […]
Savaşlar genellikle güçlü olanın garanti kazanacağına dair yanlış bir varsayımla başlar. Güçlü tarafın kâğıt üzerinde askeri kabiliyetleri, ekonomik kapasitesi, siyasi meşruiyeti herkesçe bilinen ve kabullenilen konulardır. Bir ülkenin askeri kapasitesine bakılıp, “kendisinden sonra gelen bilmem kaç ülkenin toplamından daha fazla savunma bütçesine sahip” gibi bir veri görüldüğünde askeri liderliğin netleştiği düşünülür. Sayısal verilerin, savaş henüz […]