Yassı balık
Erdem konusunda konuşurken sözün bir yerinde öğrencisi Menon Sokrates’e şöyle der: “Sen her şeyinle şu uyuşturucu yassı balıklara benziyorsun. Bu balık kendisine yaklaşanı ve dokunanı hemen uyuşturur…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Erdem konusunda konuşurken sözün bir yerinde öğrencisi Menon Sokrates’e şöyle der: “Sen her şeyinle şu uyuşturucu yassı balıklara benziyorsun. Bu balık kendisine yaklaşanı ve dokunanı hemen uyuşturur…
Hayallerimizi süsleyen, ideallerin konuştuğu, umutların gerçekleştiği bir dünya yok artık. İyilerin kötüleri alt ettiği, iyiliğin başat olduğu bir dünyadan değil, hayır, kötülüğün kurallarının işlediği bir dünyadan geçiyoruz…
Bir ülkenin gücü aydınlarının ufkuyla orantılıdır. Aydınları, birikimleri kadar cesaretlerini de ortaya koyan ülkelerin istikbalinden şüphe etmeye gerek yoktur…
Karanlıktan niye korkarız? Cehaletten hoşlanmayışımızın sebebi nedir…
Aklın duygulara önceliği var. Dış dünyayla kurduğumuz bağ da içimize yönelik serüvenler de onun aracılığıyla gerçekleşiyor…
Hepimizin, her yaşta hayattan belli beklentileri var. Bunların kimi gerçekleşir, kiminin yanına yaklaşır, otağı oraya kurar, buraya kadarmış der, onunla yetinir, sonrasını kovalamayız…
Maarifimiz ve Servet-i İlmiyemiz adlı eserinin daha ilk cümlelerinde Tüccarzade İbrahim Hilmi Efendi şöyle der: “Yalnız bizi değil, bütün İslam memleketlerini en şiddetli zelzelelerden, en vahşi harplerden, en müthiş kasırgalardan daha çok sarsan, daha çok tahrip eden şey, umumi cehaletimiz, eğitimsizliğimizdir.” Yazar Osmanlı Devletinin kuruluşundan Cumhuriyet’e kadarki süreçte uğranılan bütün felaketlerin sebebi olarak cehaleti görür […]
“İdeolojiler toplumların deli gömleğidir” diyor Cemil Meriç. Bütün zamanları olmasa da son asrı betimleyen bu cümlenin günümüzde artık pek bir geçerliliği yok…
Sorumluluk içeriden dışarıya yönelen bir içgüdü, görev ise dışarıdan içeriye hareket eden bir eyleyiş durumudur. Diğerleri görev alırlar, insan ise sorumlu davranır…