Bunlara karnımız tok
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack geçen gün çıkmış Reuters’a maval okuyor. Neymiş…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack geçen gün çıkmış Reuters’a maval okuyor. Neymiş…
Netanyahu’nun gözünde, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Sünni, Mücteba Hamaney ve Naim Kasım’ın Şii, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin sosyalist olmasının hiçbir önemi yoktur. Zaten bu sebeple, seçim afişinde “şer ekseni” mesabesinde bu isimlere yer vermiştir…
Uçaklarını düşürdük, dönemin başbakanı “Vurun emrini ben verdim” dedi, yine de bu çetin badireyi atlattık. Rus Büyükelçi Karlov’u vurdular, kriz teğet geçti…
Kemal Tahir’in “Devlet Ana” romanında anlattığı üzre bir zamanlar Anadolu’da uçan kaçan “cavlaklardan” geçilmezdi. Güya “keramet” gösterirlerdi…
Vaktiyle “İsrail gibi yapalım” diyerek devlete katliam siparişi veren faşist ve kibirli bir zihniyet, ana akım medyaya hâkimdi. Vicdansız oldukları kadar da ahmaktılar…
Muhalif güruhu “Erdoğan gitsin de ne olursa olsun” uyuşturucusunun müptelası hâline getirirsen işi sonunda “esnaflığa” dökersin. Hâliyle…
Cennetmekân Sezai Karakoç, Batı’nın nihai işgali gerçekleştirmek için mezhep ve etnisite asabiyeti üzerinden “iç savaş” çıkarma tuzağına hep dikkat çekerdi. Ki, ümmet içre her savaş sonuç itibarıyla bir “iç savaş”tır…
Salah gibi bir dünya yıldızının Süper Lig’de top koşturacak olması hayal ötesiyken Trabzonspor bu rüyayı nasıl gerçekleştirdi? Hele ki son yıllarda, “Bizim gelirimiz belli, İstanbul takımları gibi bir futbolcuya o kadar paraları veremeyiz” ezberinin zihinlere zerk edildiği, taraftara transferlerden çok satılan futbolcularla övünmenin kanıksatıldığı bir iklimde…
İran’ın başında Batı’nın cehennem kütüğü olası Şah Rıza’nın o veledizinası olsaydı, Türkiye’de de o “neomandacılar” yönetimi ele geçirselerdi ne olurdu? Sizi bilmem ama benim cevabım gayet net: Ne 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması’nı ipleyen olurdu ne de o kadim komşuluğu…