Gerçek saadet, mutluluk, ebedî hayatı kazanmaktır
İnsan, geçici olanın peşinde ömür tüketirken ebedî olanı unutursa, kazandığını zannettiği her şey, aslında en büyük kaybı olur. Dünyadaki bütün insanlar mesut, mutlu olmak ister…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
İnsan, geçici olanın peşinde ömür tüketirken ebedî olanı unutursa, kazandığını zannettiği her şey, aslında en büyük kaybı olur. Dünyadaki bütün insanlar mesut, mutlu olmak ister…
Gandhi: “Batı, korkunç bir karanlık içindeyken, Doğuda parlayan göz kamaştırıcı İslam güneşi, azap çeken dünyaya ışık, barış ve rahatlık vermiştir.” İslamiyet’i dikkatle ve insafla inceleyen kimseler, bu dinin yüceliğini ve ona olan hayranlıklarını ifade etmişlerdir. Mahatma Gandhi, Batı Hindistan’ın tanınmış Hristiyan bir ailesindendir…
Bütün rahatlıkların, saadetlerin başı, iman etmekte, Müslüman olmaktadır. Yani, İslamiyet’in emirlerine ve yasaklarına uymak lâzımdır…
Napolyon diyor ki: “Kur’ân’da yazılı olan esasların doğruluğuna inanıyorum. Bunlar, insanları bahtiyarlığa götürecektir.” Müslümanlığa hayran olan bazı meşhur kimselerin İslamiyet hakkındaki düşünceleri şöyledir:Fransa İmparatoru Birinci Napolyon (1769-1821), Mısır’a girdiği 1798’de, İslamiyet’in büyüklüğüne, doğruluğuna hayran kalmış, hatta bir ara Müslüman olmayı bile düşünmüştü. Belki de Bizans İmparatoru Herakliyus gibi aforoz edilirim korkusuyla bundan vazgeçmiştir… Aşağıdaki satırlar […]
İslamiyet, Allahü teâlânın emirlerine uymayı, yaratılanlara merhamet etmeyi emreder. İnsan, daima dünyada ve ahirette mutlu olmayı ister. Buna ancak İslamiyeti öğrenmek ve yaşamakla kavuşur. Büyük İslam âlimi Seyyid Abdülhakim Arvasi ‘rahmetullahi aleyh’, İslamiyet hakkında şöyle buyurmaktadır: İslam dini, Allahü teâlânın, Cebrâil ismindeki melek vasıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların, dünyada ve ahirette rahat […]
Kâinattaki mükemmel ahenk ve intizam; her şeyi yaratan, Allahü teâlânın varlığına açıkça şahitlik etmektedir. Zerreden güneşe kadar kâinattaki bütün varlıklar büyük bir ahenk, nizam ve intizam içindedir. Bu ahenk ve intizamın tesadüfen meydana gelmesi asla mümkün değildir. Kâinata dikkatle bakan bir insan, varlıkların kendi kendilerine olamayacağını; onları yoktan var eden, varlıkta devam ettiren ve yok […]