Ölümle inkâr arasında madenciler: İşçisin sen işçi kal
Madencilik dünyanın her yerinde ağır bir iştir. Türkiye’de ise meslekten çok nesiller boyu devredilen çetin bir yazgı olmuştur…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Madencilik dünyanın her yerinde ağır bir iştir. Türkiye’de ise meslekten çok nesiller boyu devredilen çetin bir yazgı olmuştur…
Bu köşe yazıma kendimde siyasi analiz yapacak kudreti bulamayan bir ruh haliyle başlıyorum. Memleketin her gün yeniden üretilen o gürültülü gündemi karşısında soğukkanlı tespitler dizmek, soğuk istatistiklerin yahut gündelik siyasi jargonun önünü arkasını yazmak bu sefer içimden gelmiyor…
İdeolojilerin devlet ve toplum tasavvurları ne kadar çatışırsa çatışsın, hepsi sonunda insana daha iyi bir hayatı vaat etmek zorundadır. Liberalizm özgürlüğü, sosyalizm eşitliği, muhafazakârlık düzen ve sürekliliği, milliyetçilik ortak aidiyeti öne çıkarır…
Din ile devlet arasındaki kavga modern zamanlardan çok daha eski… Fakat modern devletin bu kavgaya getirdiği yenilik, dini de diğer toplumsal kuvvetler gibi nizama sokabileceğine inanması oldu. İngiltere Anglikan Kilisesi’nin dışında kalanları, Fransa Huguenotları, Çarlık Rusyası Eski İnananları türlü yollarla hizaya getirmeye çalıştı…
Yarım asra yaklaşan tarihi boyunca toplumsal hayatın hemen her katmanına nüfuz etmiş, binlerce insanın ölümünün yanı sıra zorunlu göçlerden kimlik gerilimlerine, siyasal kutuplaşmadan kuşaklar boyunca taşınan korku ve güvensizliklere kadar derin izler bırakmış devasa bir meselenin gölgesinde, bir kez daha üzerinde “çözüm” yazan yeni bir kavşağın eşiğindeyiz. Şiddetin, silahın ve insan hayatını hiçe sayan terör […]
Türkiye’nin son yarım asırlık toplumsal ve siyasi serüvenini anlamak için, 1980’lerin o iki uçlu estetik hattına bakmak yeterlidir. Bir yanda Ankara Anafartalar Çarşısı’ndan İstanbul İMÇ Blokları’na uzanan, toprağı sırla ve renkle buluşturan Füreya Koral seramikleri…
Türkiye siyasetinde sandıktan çıkan iradenin kısa süre sonra başka bir adrese tevil edilmesi yeni bir hikâye sayılmaz… Çok partili hayatımız, Güneş Motel pazarlıklarından 90’lı yıllarda hükümetlerin kaderini değiştiren milletvekili transferlerine, son yıllarda seçimden sonra parti değiştiren belediye başkanlarına kadar uzanan uzun bir siyasal sicile sahip. Dönemler, aktörler ve yöntemler değişse de ortak özellik hep aynı […]
Türkiye’de siyasetin eşit şartlarda yürüdüğüne, sandığın tek başına her şeyi çözdüğüne dair anlatı uzun zamandır inandırıcı görünmüyor. Sokakta, pazarda, üniversitede ya da televizyon ekranlarında karşılaştığımız manzara artık başka bir gerçeği işaret ediyor: Gücü elinde tutan yapı yalnızca ülkeyi yönetmiyor aynı zamanda siyasetin hangi başlıklar altında yapılacağını, kimin konuşacağını, kimin görünür olacağını ve kimin oyun dışına […]
Önceki yazımda şu tespitte bulunmuştum: Bir iktidar, tarihsel rakibini kurumsal olarak tasfiye etmeye ya da yargı yoluyla köşeye sıkıştırmaya yöneldiğinde, çoğu zaman onun üzerindeki tarihsel bagajı da farkında olmadan hafifletir. Yılların yükünü sırtından alır…