20
May
2026
Özcan’dan yeşil erik turşusu Baylan’dan kup griye
Vahi Öz’ü ‘69’un Şubatında kaybetmiştik ama her gece rüyâlarıma “Bekâr Odası” filmindeki ‘48 model yıllı ve 34 EE 019 plakalı sarı bantlı Dodge arabasıyla park ediyor, yanındaysa dudaklarından düşürmediği Sipahi Ocağı sigarasıyla Kâzım Külduman oluyordu. Okuma yazma bilmediğinden ehliyet alamayan Kâzım Külduman ağabeyimiz ona Süleyman değil de Sülüman diyordu…
13
May
2026
Portatif radyoda ‘Fingirdek Jale’, plak çalarda ‘Develi Pikap’ günleri
Geçen hafta ‘69 yılının bendeki Ocak ayından bahsederken Fenerbahçe’ye iki satır olsa bile yer vermeyişimi düşününce, mahalleden çocukluk arkadaşlarımın mıdıklarını eğdiklerini görür gibi oldum. Tamam, onlarla her gün Suâdiye Ortaokulu’nun teneffüslerinde veya Taç Spor’un sahasında Fenerbahçe’yi konuşurduk da, müthiş kadroya rağmen ‘68-’69 sezonuna pek iyi başlamadığımız da acı bir hakikatti…
06
May
2026
Ülkü Takvimi’nde günün yemeği, radyoda Orhan Boran…
Efendim, sizi bu hafta 34 DS 422 plakalı 1948 model yıllı bir siyah DeSoto ile Yedikule sapağının önündeki tabeladan ‘69 yılının ilk günündeki İstanbul’a sokayım. DeSoto sarı bantlı taksi dolmuşlardan, koca şehirde sadece yedi yüz beş adet sarı bantlı vardı…
29
Nis
2026
Pavli Adası’nda Nâzım Hikmet, İncir Adası’nda Ayşe Meral Hanım…
Suâdiye Ortaoku’nda okurken Pavli Adası’na mahalleden üç arkadaşımız çadır kampına giderlerdi. Benim gibi annesi babası çocuğunun orada çadırda bir gece kalmaya izin vermeyenler de, sabah erkenden Suâdiye’den trene binip Pendik’te iner, oradan da tren hattının yanındaki toprak yoldan yürüyerek Pavli’ye sandalla geçerdi…
22
Nis
2026
Henry Bulwer’in Yassıada’daki aşk şatosu…
Geçen haftaki yazımda Yassıada’ya hareket ediyorum dedim ama benim gençliğimde adaya yanaşmanın mümkünü yoktu, çünkü orası ‘47’den ‘78’e kadar askeriyenindi. Buna rağmen Yassı’yı diğer adalardan, hatta dört yazımı geçirdiğim Heybeli’den bile daha iyi biliyordum…
15
Nis
2026
08
Nis
2026
‘Ada vapuru yandan çarklı, bayraklar donanmış cafcaflı’
Şehir Hatları’nın şeker beyazının Kınalıada’ya uğramasına rağmen ben inmeden Bostancı’ya geçtim ya, iskelede içim içimi yedi. Hadi gideyim dedim, nasıl olsa iki üç vapur sonra dönerim, çünkü küçücük bir ada, bin üç yüz elli altı kilometre kare olarak aklımda kalmış, en yüksek noktası da yüz on beş metrelik Çınar Tepesi, bu yüzden dolaşmam bir saati […]
01
Nis
2026
Her yosun kokusunda, her martı çığlığında…
Burgazada’ya uğrayacak vapuru beklerken Güngör Güven’in başına ne gelmiş olabileceğini düşünüyordum. Güngör Güven ‘28 doğumlu bir doktordu, dört yıl Kansas City’de anestezi ihtisâsı yapmış, yurda dönünceyse Amerikan Hastahânesi’nde çalışmaya başlamıştı. Nurten Hanım ile evliliğinden biri on iki yaşında, diğeriyse sekiz yaşında iki çocuğu vardı. Doktorun en büyük tutkusuysa Tuzla burnunun iki yüz metre kadar açığındaki […]
25
Mar
2026
“Adalar vapurları durdursun, Heybeli’den yüzerek geçsinler”
Büyükada’daki Milano Restaurant’ta cermakcuru sohbete meze yapmak güzel de, benim Heybeliada hasretim depreşince kendimi Şehir Hatları vapurunda buluverdim. Ermeni hoşorlarının ve Yahudi koriçolarının çoğu Büyükada’da indiğinden, kafa şişirecek kimse kalmamıştı. Onlar yerlerini kendi gönüllerine ümük hanımlara ve çubuklu pijamalarla denize girenlere bırakmıştı. Sesleri çıkmasa da, kadınları farları yakmış, erkekleriyse tokurdakları yaymış. Tam bir hıyar erotizmi. […]