Sonbaharda kiremitte palamut keyfi
Bostancı’dan Suâdiye’ye doğru yürüyorum. Deniz, Yumurcak, Teksin ve Derya plajlarında dalgalar artık insansız kumsallarda köpükleniyordu…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bostancı’dan Suâdiye’ye doğru yürüyorum. Deniz, Yumurcak, Teksin ve Derya plajlarında dalgalar artık insansız kumsallarda köpükleniyordu…
Sadece pazarın değil, mahfillerin de okura bir şeyler dayattığını biliyorum. Enis Batur için ‘şair’, Beşir Ayvazoğlu için ‘biyografi yazarı’ deyip kesiyor; yazılan nefis romanları görmezden geliyorlar…
Beş kişinin iki buçuk lira diktiğini ve başı vurduğunuzu bir tahayyül etsenize, on iki buçuk lirayı iki dakikada cebe atıyordunuz. Bu da, sinema biletleri yüz yirmi beş kuruş olsa bile, on film parasını bir elde kaldırdığınız anlamına geliyordu…
Maalesef, edebiyat pazarımızda genellikle kötü yazarlardan simsarlar vasıtasıyla ‘başarı-lı’ romancılar icât ediliyor. Bu simsarlar çetesinin görevi pazara iyi yazarlar kazandırmak değildir, ‘edebiyat yıldızları’ icât etmektir…
Bahçevan geldi, bahçevan geldi / Deh del Düldül, deh deh Düldül”: Bir defa daha Zeki Müren’in Uşşak şarkısına dönüyorum, çünkü hemen her gün gördüğüm zerzevatçı kendisi kadar kadîd doru beygirinin çektiği arabasıyla Turşucu Dere’ye doğru iniyordu. İki kat üstümüzde oturan teyzemizin dediğine göre, bu yaşlı bahçevan Saide Hanım’ın, Nadide Hanım’ın, Albay Sami Bey’in, İsmet Hanım’ın, […]
’70 ile ’75 arasında Suâdiye çayır çimendi, Bostancı-Suâdiye arasında tren hattının kenarlarındaysa boydan boya dikenli böğürtlen çalılıklarıyla mor çiçekli deve dikenleri uzanırdı. Sıcaklarda deve dikenlerinden yükselen büyüleyici koku bugün bile burnumu sızlatıyor…
Chevrolet Bel Air kadar Chevrolet Impala da yaygındı. Chevrolet Impala’nın Aspen yeşili, dağlık yeşili, buz mavisi, liman mavisi, taç safiri, gotik altın ve Inca gümüşü ’59’lardaydı…
Bütün bunlardan Bezmigül Dilber Hanım’ın ’31 sonbaharı ile ’32 yazı arasında vefât ettiği ortaya çıkıyor. Biliyorum, bayram değil, seyran değil, muharrir niçin Bezmigül Dilber Hanım’ı diline doladı diyeceksiniz…
Bir bilmecem var arkadaşlar. Uzundur urgan gibi, enlidir yorgan gibi, bağırır çıkıp gelir, kuzulu kurban gibi…