Günahın Kokusu -2-
Geçen hafta açtığımız not defterindeki ikinci anekdot bir imgedir: “İçki içen birini ağzının kokmasından biliriz. De, ya insanın her işlediği günahın kokusu çıksa..?” Cümleyi yarım bırakmışız, üç noktayla…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Geçen hafta açtığımız not defterindeki ikinci anekdot bir imgedir: “İçki içen birini ağzının kokmasından biliriz. De, ya insanın her işlediği günahın kokusu çıksa..?” Cümleyi yarım bırakmışız, üç noktayla…
Seçici günahkarlık Kültürümüzde, geleneğimizde ariflere ait öyle çarpıcı sözler, cümleler vardır ki duyanı, okuyanı yerinden kaldırmaz, yerinde de bırakmaz. Tefekkür edebilen insanı oturduğu sandalyede biraz daha ağırlaştırır, biraz daha sessizleştirir, biraz daha derinlere götürür…
Bütün bu tahliller, nihayetinde nasların koyduğu sarih bir ölçüye varır ve böylelikle mesele bir zevk yahut mizaç meselesi olmaktan çıkar, usul meselesi haline gelir. Kur’an-ı Kerim, sesin kısılmasını bir fazilet olarak zikreder…
Bundan önceki iki yazımızda imamın, hocanın, müftünün, vaizin, kadı’nın sesinin yüksek oluşunu ve bunun çeşitli sebeplerini anlatmaya gayret etmiştik. Bu, ve sonraki yazımızda ise mürşidin sesinin kısıklılığını sebepleriyle anlatmaya çalışacağız…
Şimdi meselenin can damarına geliyoruz. Müderrisin, vaizin, müftünün, imamın ve kadının buyurganlığı, çoğu kez zannedildiği gibi otoritelerinin fazlalığından değil, otoritelerinin cinsinden doğar…
Dini konuşmalarda işin ehlinin seçtiği iki ayrı ton vardır. Birinde ses yükselir, diğerinde alçalır…
Çoğu zaman kendimizi yeterince iyi hissetmiyoruz. Bunu kâh dünyevî bir soruna, kâh psikolojik bir duruma bağlarız…
Nasıl ki insan, bedeninin gıdaya olan ihtiyacını almak zorunda olduğu besinlerle gideriyor ise, manevîyatı olan ruhunun ve kalbinin de aynı şekilde “gıdaya” ihtiyacı vardır. Bedenin ihtiyacı için enva-i çeşit besin vardır…
Geçen yazımızda kaldığımız yerden devam ediyoruz: Evet, üstadın da belirttiği gibi kulluk, bütün evrenlerin yaratıcısı olan Allah’ı bilmeyi, O’na iman etmeyi ve şükranlarla dolu bir şekilde O’na sonsuz minnet duymayı ifade eder. Çünkü sadece insan değil; görünür-görünmez varlıklar, insan, hayvan, bitki, cansız… Kısacası Allah Teâla dışında her ne varsa ontolojik olarak “kul”dur…