İşler bir anda tersine döner
Bir grup arkadaş (ya da yeni tanışan yabancı) bir masa etrafında toplanır, keyifli bir akşam geçirecek gibidirler. Ama bir sebepten bir gerilim baş gösterir, işler yavaş yavaş çığırından çıkar…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bir grup arkadaş (ya da yeni tanışan yabancı) bir masa etrafında toplanır, keyifli bir akşam geçirecek gibidirler. Ama bir sebepten bir gerilim baş gösterir, işler yavaş yavaş çığırından çıkar…
Klişe bir cümleyle söze başlamak istiyorum: “İyi şeyler de oluyor”. Mesela Istanbul Fringe Festival gibi performans sanatları alanında Türkiye’de ve dünyada üretilen alternatif işleri, genç ve yenilikçi sesleri buluşturmayı amaçlayan bir festivalin sekizincisine ulaşması çok iyi hatta şahane bir şey…
Tam olarak ne zaman her konuda bilirkişi ve yargı dağıtıcı olduk bilemiyorum. Belki hep böyleydik de sesimizi duyuracak mecramız yoktu, haddimize düşüp düşmediğini sorgulamadığımız yargılarımız ve kıymetli fikirlerimiz de en fazla komşu sohbetlerinde, altın günlerinde heba olup gidiyordu…
“Bir insan yaşamı boyunca kaç defa yeniden doğar?” Size bu soruyu sorarak başlıyor kitap. İnsanın aklına ilk büyük bir kaza ya da bir hastalık, sizi ölümün kıyısına götüren bir felaket geliyor…
Hangi yırtıcılık insanı güçlü kılar, unutulmaz kılar, ölümsüz kılar, bilmiyorum. İnsanın en büyük savaşının ölüme ve unutulmaya karşı olduğunu düşünerek söylüyorum bunu…
Bu sene İstanbul Film Festivali’nin ilk ve ikinci filmini çeken yönetmenlere yer veren ‘Yeni Bakışlar’ seçkisinde gördüğümüz az sayıda ‘yeni bakış’tan biri, “İsimsiz Eserler Mezarlığı” idi. Selman Nacar’ın “Tereddüt Çizgisi” ve “İki Şafak Arasında” filmlerinin kurgusunu yapan Melik Kuru’nun yönetmen olarak ilk uzun metrajı, yarışmadan En İyi Müzik, En İyi Sanat Yönetimi ve Siyad ödülleriyle […]
Hepimizin farkında olduğu gibi, dijital dünya bütün alışkanlıklarımızı, giyip çıkardığımızı, yiyip içtiğimizi yönlendiriyor. Günde bilmem kaç kez karşımıza iyi uyumak için, mutlu uyanmak için, ‘kortizol seviyemizi düşürmek için’ (kısa bir süre önce adını bilmediğimiz bu hormon şimdi dilimizden düşmez oldu) yapmamız gerekenler düşü(rülü)yor örneğin…
Müziğin evrensel bir dil olduğunu, sınırları aştığını, kültürler, diller, dinler arasında köprü kurduğunu söylediğimde yepyeni bir cümle kurmuş olmam kuşkusuz. Benim niyetim bu ‘klişe’ sayılabilecek cümleleri bizzat yaşadığım bir deneyimden söz etmek…
Her türlü kriz anında ilk sanattan vazgeçilirken, en çok o ‘lüks olarak’ görülürken, başta salon sıkıntısı olmak üzere birçok sorun üretmekte ısrar eden toplulukların başında dikilirken tiyatronun altın çağını yaşadığını söyleyemeyiz elbette ama artık yaz gelince sezon kapatmadığı, en azından açık havalara kayarak devam ettiği bir gerçek. Hani demek istiyorum ki yaz gecelerini kaçırdığınız oyunları […]