Kalıpları kıran Huğlu kadınları
Sizi karanlık bir salona sokup bambaşka dünyaların aydınlığına çıkaran bir şey, sinema. İzlediğiniz mutlu bir hikâye de olsa depresyonun dibine de inse böyle…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Sizi karanlık bir salona sokup bambaşka dünyaların aydınlığına çıkaran bir şey, sinema. İzlediğiniz mutlu bir hikâye de olsa depresyonun dibine de inse böyle…
Şehir, bahar ve İstanbul Film Festivali o kadar uzun zamandır birbirini tamamlayan bir üçlü ki benim için. Çocukken anne babası tarafından o zamanki Sinema Günleri’ne taşınıp kimi siyah beyaz filmlerde uyumuş (O zaman yaş sınırı yok muydu acaba?) bir çocuk olarak ben de hiç ara vermeden kendi biletlerimi alıp kendi festivalimi takip ettim…
Bir film bir insanı ne kadar çok konu üzerine düşündürebilir? Ve çok kişisel bir film tamamen yabancı insanları ne kadar derinden etkileyebilir…
Şu dünyada bir oyunun içine doğduğumuzu düşünsek, sahnemiz evimiz, oyun arkadaşlarımız da ailemiz olsa… Bunlar oynamak için özel bir eğitimden geçmiş değiller, audition’la da alınmamışlar, biraz şansımıza kalmış, sahneye bir komedi mi çıkacak, dram mı, yoksa kim bilir bir gerilim / aksiyon oyunu mu… Üstüne üstlük bu oyun tutmazsa kalkmayacak, bizimle beraber hayat boyu devam […]
Bazen senden bunu hiç talep etmemiş birinin ‘haklarının’ savunulmaya ihtiyacı olduğunu düşünmek, iyi niyetli de olsan çok tatsız bir tablo yaratıyor. Bunu X’te gördüğüm bir konu üzerine düşündüm geçen gün…
Yakın zamanda babalarının ölümüyle bir araya gelen iki erkek kardeşin hikâyesini anlatan “Sürüklenmiş”i izlemiştim, geçtiğimiz hafta da tamamen tesadüf sonucu her ikisi de iki kız kardeşi odağına alan iki oyunu peş peşe izledim. Kardeşlik sinemada, tiyatroda anlatıla anlatıla bitirilemeyen bir bağ türü. Sanırım her biri çok kendine özel ve bir o kadar da diğerlerine benzer […]
İnsanın bütün hayatını çok genç yaşta yaptığı seçimlerin belirlemesi oldukça acıklı aslında. Daha kendinizi yeterince tanımazken ömür boyu yapacağınız işi seçiyorsunuz. Neyse ki insan o yaşlarda aynı zamanda gözükara oluyor da ona çizilen yoldan sapma cesareti de gösterebiliyor. Berlin’de mutsuz ola ola işletme okumakta olan İlker Çatak gibi. O gün hayatta tutkuyla yaptığı şeyin sinemaya […]
Daha açılış sahnesiyle çarpıyor insanı. Dev perdeyi kaplayan Türkan Şoray’ın yüzü… 17 yaşındaki Türkan Şoray’ın: “Seni seviyorum Mehmet”. Ondan yine tam boy Ayhan Işık’ın yüzüne geçiyoruz. “Ben de seni Nermin. Hem de aşkların en büyüğüyle. Onlar birbirlerinden hiç ayrılmak istemediklerini söyleyip evlenmeye karar verirken arkalarında büyülü bir İstanbul manzarası beliriyor. Tersanede kaynak işçisi Mehmet ile […]
Koskoca Atlas 1948 salonu tamamen dolu. İnsan bu kadar çok tiyatro oyununa gidince seyirciye dair bir fikri oluyor. O gün orada gördüğümün klasik bir tiyatro izleyicisi kitlesi olmadığını söyleyebilirim. “Ne güzel, tiyatroya bu kadar ilgileri var” dedirtecek kadar dikkat çekici bir erkek çocuk – genç adam ağırlığı mevcut. Futbol maçında gibiyiz biraz. Zaten sahnede bir […]