Menü
Asu Maro
Usta Kalem

Asu Maro

Milliyet Gazetesi

"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."

Toplam Yazı 28

Tüm Yazıları

15 Nis 2026

Dörtten üç çıkınca ne kalır?

Şehir, bahar ve İstanbul Film Festivali o kadar uzun zamandır birbirini tamamlayan bir üçlü ki benim için. Çocukken anne babası tarafından o zamanki Sinema Günleri’ne taşınıp kimi siyah beyaz filmlerde uyumuş (O zaman yaş sınırı yok muydu acaba?) bir çocuk olarak ben de hiç ara vermeden kendi biletlerimi alıp kendi festivalimi takip ettim…

Devamını Oku 3 ay önce
13 Nis 2026

Sevgi ile kibir arasındaki fark

Bir film bir insanı ne kadar çok konu üzerine düşündürebilir? Ve çok kişisel bir film tamamen yabancı insanları ne kadar derinden etkileyebilir…

Devamını Oku 3 ay önce
08 Nis 2026

Keşke provası olsaydı

Şu dünyada bir oyunun içine doğduğumuzu düşünsek, sahnemiz evimiz, oyun arkadaşlarımız da ailemiz olsa… Bunlar oynamak için özel bir eğitimden geçmiş değiller, audition’la da alınmamışlar, biraz şansımıza kalmış, sahneye bir komedi mi çıkacak, dram mı, yoksa kim bilir bir gerilim / aksiyon oyunu mu… Üstüne üstlük bu oyun tutmazsa kalkmayacak, bizimle beraber hayat boyu devam […]

Devamını Oku 3 ay önce
06 Nis 2026

Hak savunurken haddini aşmak

Bazen senden bunu hiç talep etmemiş birinin ‘haklarının’ savunulmaya ihtiyacı olduğunu düşünmek, iyi niyetli de olsan çok tatsız bir tablo yaratıyor. Bunu X’te gördüğüm bir konu üzerine düşündüm geçen gün…

Devamını Oku 3 ay önce
01 Nis 2026

Yasta birleşen kız kardeşler

Yakın zamanda babalarının ölümüyle bir araya gelen iki erkek kardeşin hikâyesini anlatan “Sürüklenmiş”i izlemiştim, geçtiğimiz hafta da tamamen tesadüf sonucu her ikisi de iki kız kardeşi odağına alan iki oyunu peş peşe izledim. Kardeşlik sinemada, tiyatroda anlatıla anlatıla bitirilemeyen bir bağ türü. Sanırım her biri çok kendine özel ve bir o kadar da diğerlerine benzer […]

Devamını Oku 3 ay önce
30 Mar 2026

Yol ayrımları, krizler, seçimler

İnsanın bütün hayatını çok genç yaşta yaptığı seçimlerin belirlemesi oldukça acıklı aslında. Daha kendinizi yeterince tanımazken ömür boyu yapacağınız işi seçiyorsunuz. Neyse ki insan o yaşlarda aynı zamanda gözükara oluyor da ona çizilen yoldan sapma cesareti de gösterebiliyor. Berlin’de mutsuz ola ola işletme okumakta olan İlker Çatak gibi. O gün hayatta tutkuyla yaptığı şeyin sinemaya […]

Devamını Oku 3 ay önce
25 Mar 2026

“Aşkların en büyüğü, kaderin en acısı”

Daha açılış sahnesiyle çarpıyor insanı. Dev perdeyi kaplayan Türkan Şoray’ın yüzü… 17 yaşındaki Türkan Şoray’ın: “Seni seviyorum Mehmet”. Ondan yine tam boy Ayhan Işık’ın yüzüne geçiyoruz. “Ben de seni Nermin. Hem de aşkların en büyüğüyle. Onlar birbirlerinden hiç ayrılmak istemediklerini söyleyip evlenmeye karar verirken arkalarında büyülü bir İstanbul manzarası beliriyor. Tersanede kaynak işçisi Mehmet ile […]

Devamını Oku 4 ay önce
23 Mar 2026

Omuz omuza söylenen aynı şarkılar

Koskoca Atlas 1948 salonu tamamen dolu. İnsan bu kadar çok tiyatro oyununa gidince seyirciye dair bir fikri oluyor. O gün orada gördüğümün klasik bir tiyatro izleyicisi kitlesi olmadığını söyleyebilirim. “Ne güzel, tiyatroya bu kadar ilgileri var” dedirtecek kadar dikkat çekici bir erkek çocuk – genç adam ağırlığı mevcut. Futbol maçında gibiyiz biraz. Zaten sahnede bir […]

Devamını Oku 4 ay önce