Sevgi ile kibir arasındaki fark
Bir film bir insanı ne kadar çok konu üzerine düşündürebilir? Ve çok kişisel bir film tamamen yabancı insanları ne kadar derinden etkileyebilir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bir film bir insanı ne kadar çok konu üzerine düşündürebilir? Ve çok kişisel bir film tamamen yabancı insanları ne kadar derinden etkileyebilir…
Şu dünyada bir oyunun içine doğduğumuzu düşünsek, sahnemiz evimiz, oyun arkadaşlarımız da ailemiz olsa… Bunlar oynamak için özel bir eğitimden geçmiş değiller, audition’la da alınmamışlar, biraz şansımıza kalmış, sahneye bir komedi mi çıkacak, dram mı, yoksa kim bilir bir gerilim / aksiyon oyunu mu… Üstüne üstlük bu oyun tutmazsa kalkmayacak, bizimle beraber hayat boyu devam […]
Bazen senden bunu hiç talep etmemiş birinin ‘haklarının’ savunulmaya ihtiyacı olduğunu düşünmek, iyi niyetli de olsan çok tatsız bir tablo yaratıyor. Bunu X’te gördüğüm bir konu üzerine düşündüm geçen gün…
Yakın zamanda babalarının ölümüyle bir araya gelen iki erkek kardeşin hikâyesini anlatan “Sürüklenmiş”i izlemiştim, geçtiğimiz hafta da tamamen tesadüf sonucu her ikisi de iki kız kardeşi odağına alan iki oyunu peş peşe izledim. Kardeşlik sinemada, tiyatroda anlatıla anlatıla bitirilemeyen bir bağ türü. Sanırım her biri çok kendine özel ve bir o kadar da diğerlerine benzer […]
İnsanın bütün hayatını çok genç yaşta yaptığı seçimlerin belirlemesi oldukça acıklı aslında. Daha kendinizi yeterince tanımazken ömür boyu yapacağınız işi seçiyorsunuz. Neyse ki insan o yaşlarda aynı zamanda gözükara oluyor da ona çizilen yoldan sapma cesareti de gösterebiliyor. Berlin’de mutsuz ola ola işletme okumakta olan İlker Çatak gibi. O gün hayatta tutkuyla yaptığı şeyin sinemaya […]
Daha açılış sahnesiyle çarpıyor insanı. Dev perdeyi kaplayan Türkan Şoray’ın yüzü… 17 yaşındaki Türkan Şoray’ın: “Seni seviyorum Mehmet”. Ondan yine tam boy Ayhan Işık’ın yüzüne geçiyoruz. “Ben de seni Nermin. Hem de aşkların en büyüğüyle. Onlar birbirlerinden hiç ayrılmak istemediklerini söyleyip evlenmeye karar verirken arkalarında büyülü bir İstanbul manzarası beliriyor. Tersanede kaynak işçisi Mehmet ile […]
Koskoca Atlas 1948 salonu tamamen dolu. İnsan bu kadar çok tiyatro oyununa gidince seyirciye dair bir fikri oluyor. O gün orada gördüğümün klasik bir tiyatro izleyicisi kitlesi olmadığını söyleyebilirim. “Ne güzel, tiyatroya bu kadar ilgileri var” dedirtecek kadar dikkat çekici bir erkek çocuk – genç adam ağırlığı mevcut. Futbol maçında gibiyiz biraz. Zaten sahnede bir […]
İstanbul Modern’e Semiha Berksoy sergisine giderken sıra dışı bir sanatçının hayatına tanıklık edeceğimi biliyordum, tamam. Serginin adı “Tüm Renklerin Aryası”, Semiha Berksoy çok yönlü, hem resimde hem sahne sanatlarında çağının çok ilerisinde, öncü bir sanatçıydı. Bunlar karşılaşmayı beklediklerim. Ama sergi bunların ötesinde, tek bir kez yaşama hakkına sahip olduğu biricik hayatıyla ne yapacağına çok küçük […]