İnsanlara güvenin, ama sistem isteyin!
Türkiye’de dünyanın geri kalanından bir miktar daha fazla gözlemlediğimiz bir olgu var: işleri tamamen insanlara dayalı yürütmek. “E Bertan hocam, kimle yürütelim?” demeyin hemen, açıklıyorum…
Türkiye’de dünyanın geri kalanından bir miktar daha fazla gözlemlediğimiz bir olgu var: işleri tamamen insanlara dayalı yürütmek. “E Bertan hocam, kimle yürütelim?” demeyin hemen, açıklıyorum…
Değerli dostlar, bugün ters köşe bir yazı ile sizlerleyim. Genelde başarı sırlarını paylaşıyorum ama bugün başarısızlık için yapmanız gereken 5 şeyi paylaşacağım…
Geçen sabah bir e-posta aldım. Sektöründe öncü bir şirketin genel müdürü ve ikinci kuşak aile üyesi olan kıymetli dostum soruyordu: “Bertan Hocam, büyük bir şirkette tek bir konuyu iyileştirerek ciroyu, EBITDA’yı, net kârı, nakit akışını ve işletme sermayesini birlikte geliştirebilsek, bu ne olurdu?” Soru çok güçlü…
Geçtiğimiz günlerde bir şirket sahibi bana şu soruyu sordu: “Bizim ürünümüz daha kaliteli. Fiyatımız yakın…
Pek çok iş insanı yapay zekâyı verimlilik ve karlılık ile özdeşleştiriyor. Bunda iş dünyasına pompalanan ana akım “AI sizi kurtaracak” mesajının da etkisi büyük…
Son zamanlarda hangi patron veya genel müdürle sohbet etsem, konunun başı da sonu da aynı yere çıkıyor: “Bertan hocam, fabrikamız çalışıyor, ciromuz fena değil ama günün sonunda elimizde dişe dokunur bir kâr kalmıyor.” Aslında bu cümle, Türk sanayisinin içinde bulunduğu karmaşık ve tehlikeli dönemin en net özetidir. Şirketlerimiz hacimsel olarak üretmeye devam ediyor; fakat o […]
Son iki yıldır hemen her sanayiciyle yaptığım sohbetlerde benzer cümleleri duyuyorum. “Fabrika çalışıyor ama eskisi kadar kazanmıyoruz.” Aslında bu cümle, Türkiye sanayisinin içinden geçtiği dönüşümün en kısa özetidir…
Şirket yönetimi önümüzdeki on yılda bugünkünden daha teknolojik, daha ölçülebilir ama daha insani olmak zorunda kalacak. Çünkü şirketlerin meselesi artık sadece satış, maliyet veya büyüme değildir…
Şirketlerde en büyük yanılgılardan biri, patronun ya da profesyonel tepe yöneticinin her şeyi bizzat kontrol edebileceğine inanmasıdır. Bu yaklaşım kötü niyetten değil; şirketi koruma, hata yapılmasını önleme ve düzeni sağlama arzusundan doğar…