Aynı Sofrada Buluşalım
Bazı meseleler vardır; çok konuşularak değil, doğru zamanda atılan doğru adımlarla çözülür. Bazı meseleler de vardır ki günlük siyasetin sınırlarını aşar, doğrudan milletin kaderiyle ilgilidir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bazı meseleler vardır; çok konuşularak değil, doğru zamanda atılan doğru adımlarla çözülür. Bazı meseleler de vardır ki günlük siyasetin sınırlarını aşar, doğrudan milletin kaderiyle ilgilidir…
İnsan yaş aldıkça bazı konulara daha farklı gözlerle bakıyor. Gençlik yıllarında üzerinde çok durmadığımız meselelerin aslında bir medeniyetin hafızası olduğunu zamanla daha iyi anlıyoruz…
Modern dünyanın karmaşası içinde insan ilişkileri giderek zayıflıyor. Siyasi ayrılıklar, farklı görüşler ve ideolojiler toplumu bölerken, güven ve yardımlaşma gibi temel insani değerlerimizi de aşındırıyor…
Belediyecilik denildiğinde aklımıza önce yollar gelir, kaldırımlar gelir, parklar, bahçeler, temizlik hizmetleri gelir. Bunların hepsi elbette hayatın vazgeçilmez ihtiyaçlarıdır…
Sanat, toplumun aynasıdır; onu güzelleştirmek, düşündürmek ve geliştirmek gibi kutsî bir vazifesi vardır. Ancak günümüzde ‘mizah’ kisvesi altında, bu aynayı bir çekiç gibi toplumun en hassas değerlerine savuran, kendisini ‘sanatçı’ sıfatıyla tanıtanlar ile karşı karşıyayız…
Şehirlerin de insanlar gibi bir hafızası vardır. Kimi bunu yüksek sesle anlatır, kimi ise susarak… Ankara ikinci gruptandır…
Ankara, bu hafta yalnızca bir başkent değil; diplomasinin nabzının attığı küresel bir buluşma noktası olacak. NATO üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla dışişleri ve savunma alanındaki üst düzey temsilcileri, güvenlik gündeminin giderek ağırlaştığı bir dönemde Türkiye’de bir araya gelecek…
Sahabe nesli, insanlık tarihinin en güçlü iman ve ahlâk kuşaklarından biridir. Onlar, inancı sadece sözde bırakmayan; hayatın her alanına taşıyan bir teslimiyetin temsilcileriydi…
Bir zamanlar şehirlerde dolaşırken arabaların arka camlarında sıkça gördüğümüz bir cümle vardı: “Huzur İslam’da.” O günlerde bu ifadeyi biraz sloganvari bulurdum. Hatta içimden, “Huzur bir çıkartmada değil, yaşanan hayatta olur” diye geçirirdim…