Menü
Latif Bozdoğan
Usta Kalem

Latif Bozdoğan

Milat Gazetesi

"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."

Toplam Yazı 64

Tüm Yazıları

26 Mar 2026

Ödünç haritaların sağır uçurumu

Ağır, maundan oyulmuş bir karar masası. Üzerinde, sınırları binlerce kilometre öteden çizilmiş, kırmızı mühürlü bir dosya duruyor. Odanın sessizliğini bozan tek şey, sayfalar çevrildikçe havaya yayılan o keskin barut ve tuz kokusu. Kağıdın üzerindeki harfler, okuyan göze sadece duymak istediği o ninnileri söylüyor: “Halk ayaklanacak, rejim içeriden çökecek…” Şu an, o kağıttan sızan yalanın gölgesinde […]

Devamını Oku 2 ay önce
25 Mar 2026

Yutkunamayan kibrin iki ekmeği

Geniş, loş bir salon. Ortada meşeden oyulmuş devasa bir masa ve masanın üzerine serilmiş, sınırları cetvellerle çizilmiş kıtalar. Karartılmış odanın tek ışığı, haritanın tam ortasına, ele geçirilmek istenen o bereketli topraklara vuruyor. Haritanın etrafında gezinen parmaklar şehirleri yutuyor, nehirleri kurutuyor. Büyük kararlar alınıyor, ağır bedeller ödeniyor. Fakat o devasa masanın etrafındaki gölgelerin kasten sustuğu çok […]

Devamını Oku 2 ay önce
24 Mar 2026

Üç yüz nüshalık sükût

Sert, tavizsiz bir çizginin taşa veya ahşaba kazındığı o ilk anı düşünün. Yuvarlak hatların o uysal rehavetini kökten reddeden, dik açıların o keskin kokusunu odaya yayan bir nizam. Kûfî, kâğıt üzerinde uslu duran, salt estetik bir leke değildir; aksine, tavanı omuzlayan bir sütun, odanın köşesine sinmiş koyu bir gölgedir. Siz sadece bir metin okuduğunuzu zannedersiniz. […]

Devamını Oku 2 ay önce
23 Mar 2026

Yüzde birin ağırlığı doksan dokuzun ayazı

Sabahın kör ayazında, kalorifer peteği nefesini tutar. Binlerce kilometre ötede atılmış bir imzanın isli kokusu odaya dolmaya o an başlar. Soğuyan sadece demir değildir; bir coğrafyanın damarlarında dolaşan enerjinin nabzı usulca yavaşlar. Tahran’dan kesilen gazın faturası, İstanbul’daki bir sabah çayının buğusunu dondurmaya yetecek kadar ağırdır. Uluslararası diplomasinin o ağır ve köşeli kararları, sızacak bir yarık […]

Devamını Oku 2 ay önce
22 Mar 2026

Merakın cüretkar çatlağı

Yirmi ikinci günün gecesi. Kadim Ortadoğu göklerinde ağır mühimmatlar kara bulutları yararak süzülüyor. Bir yanda Natanz’ın derinliklerine inen sığınak delici bombaların sardığı o ağır gümbürtü, diğer yanda Hint Okyanusu’nun ortasındaki Diego Garcia üssünün kıyılarına vuran tuzlu suyun geniz yakan kekremsi kokusu. Barut ve kanın o boğucu ağırlığı, binlerce kilometre ötede, avucumuzda titreşen o ince cam […]

Devamını Oku 2 ay önce
21 Mar 2026

Strateji Olimpiyatları

Menengiç kahvesinin o ağır, topraksı kokusu genzimi yakarken, İstanbul’un henüz ağarmamış göğünde yankılanan sabah ezanlarının tınısı adeta dilimde çözülüyor. Işık yeryüzüne inmeden, odanın bir köşesinde büyüyen gölgeler, asırların yorgunluğunu taşıyor. Uyku, en masum sığınaktır. Biz burada, güvende ve sükûnet içinde bir bayram sabahını karşılarken, Ortadoğu’nun damarlarında barut akıyor. Peki füzeler Ras Laffan’ı yakma tehdidi savururken […]

Devamını Oku 2 ay önce
20 Mar 2026

İnsan insanın kitabıdır

Bu sabah, bayram ziyaretlerinde gözlerimizin daldığı o yorgun ahşap kitaplıkların ve porselen kâselerdeki badem şekerlerinin genze dokunan tanıdık kokusuna, binlerce kilometre öteden havalanan füzelerin kesif barut tadı sızıyor. Ufukta usulca beliren kızıllık sadece güneşin haberi değil; Basra’nın kaynayan sularından göğe tırmanan devasa alevler, yeryüzünün kadim hafızasını yırtarak doğrudan misafir odalarımıza, ikram edilen çayın buğusuna devriliyor. […]

Devamını Oku 2 ay önce
19 Mar 2026

Yeraltında bekleyen ağırbaşlı divan

Okyanusun en derin noktasındaki bir kırılma, yüzeye çıkana dek fırtına koptuğunu hissettirmez. Ancak o devasa kütle karaya vurduğunda, dünyanın en sağlam zannedilen limanları bile aynı acı frekansta titrer; ve o titreşim, kulağa çarpmadan önce kemiklerin içinden geçen kurşuni bir sızı gibi hissedilir. Bugün, küresel ekonominin o aşılmaz sanılan tedarik zincirleri ve yaldızlı refah masalları sağır […]

Devamını Oku 2 ay önce
18 Mar 2026

Kırmızı halının perde arkası

Kızıl bir halının üzerine damlayan ağırbaşlı sessizlik, salonun göğsüne değdiği an dondurucu bir ürperti yayıyordu. Kalabalık; yutkunuşlarını, milyarlarca dolarlık kibrini ve çürümüş vicdanını aynı kravat düğümünün arkasına saklarken, tavandan süzülen altın sarısı ışık ahşap zemini ve koca bir endüstrinin günahlarını usulca yalayıp geçti. O daracık çember, aslında bütün bir yılın, terin, uykusuzluğun ve itiraf edilemeyen […]

Devamını Oku 2 ay önce