S-400 görevini tamamladı: Şimdi kendi kubbemizi örme vakti
Türkiye’nin savunma sanayiindeki o büyük yol ayrımını dün gibi hatırlıyoruz. Yıl 2019…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Türkiye’nin savunma sanayiindeki o büyük yol ayrımını dün gibi hatırlıyoruz. Yıl 2019…
Son yıllarda en çok istismar edilen kavramlardan biri hiç şüphesiz Türklük meselesidir. Kimi bunu biyolojik bir ırka indirgemeye çalışıyor, kimi ise tam tersine tarihî ve kültürel köklerinden kopararak sıradan bir vatandaşlık tanımına dönüştürmek istiyor…
Bir tarafta mezuniyet cübbesiyle sahneye çıkan, elinde tuttuğu dövizde Hûd Suresi’nin 112. ayeti, yani “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” yazan genç bir hukukçu… Diğer tarafta ise ona sahneyi dar etmek için adeta etten duvar ören, alkışlarla, ıslıklarla o dövizi kapatmaya çalışan akademisyenler ve öğrenci arkadaşları… Mekan, İstanbul Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreni…
Türkiye, artık geçmişini sırtında yük gibi taşıyan değil; geçmişini bugünün diplomasisinde bir devlet dili olarak kullanan bir ülkedir. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde NATO üyelerinin mehter marşıyla karşılanması, sıradan bir tören ayrıntısı değildir…
Zamanın ruhu, devletlerin sadece hafızasını değil, masadaki ağırlığını da değiştirir. 2004 yılının İstanbul Zirvesi’ni hatırlayanlar, o günün Türkiye’sini bir “jeopolitik köprü” ya da NATO’nun güney kanadını koruyan sadık bir “bekçi” olarak resmeden manşetleri de hatırlayacaktır…
Son yıllarda küresel güç dengeleri yeniden şekillenirken, uluslararası ilişkiler literatüründe cevabı en çok aranan sorulardan biri şu oldu: “Türkiye eksen mi değiştiriyor?” Oysa meseleye daha derinlikli bir perspektiften bakanlar, Türkiye’nin bir eksen değiştirmediğini; aksine kendi eksenini inşa ederek NATO içerisinde “sıradan bir kanat ülkesi” olmaktan, ittifakın yönünü tayin eden “önde gelen bir stratejik ortak” seviyesine […]
Bir başka dikkat çekici husus ise, Batı’nın bu politikasını uygularken Türkiye’deki bazı muhalif çevrelerin söylem ve tutumlarından da cesaret alıyor olabileceğidir. Son yıllarda FETÖ konusunda devletin güvenlik tezlerini sorgulayan, örgüte yönelik yargı süreçlerini bütünüyle itibarsızlaştırmaya çalışan veya örgüt mensuplarına ilişkin uluslararası platformlarda dile getirilen savunma argümanlarıyla benzer söylemler kullanan bazı siyasi ve medya çevreleri, farkında […]
Siyaset, doğası gereği toplumsal sorunlara akılcı çözümler üretme ve kitleleri ortak bir gelecek vizyonunda buluşturma sanatıdır. Ancak son dönemde Türk siyasetinin kronik bir hastalığı haline gelen “retorik sapmalar”, siyaseti bir çözüm mercii olmaktan çıkarıp, adeta bir kelime oyununa ve fırsatçılık yarışına dönüştürmüş durumda…
Türkiye, yaklaşık yarım asırdır sırtında taşıdığı terör yükünü tarihin çöplüğüne göndermeye hazırlanıyor. Bu yalnızca bir güvenlik meselesi değildir…