Türk Milletinin Feraseti ve Siyasetin Gerçeği
Siyaset, yalnızca vaatler söylemi veya gündelik polemikler arenası değildir. Siyasetin en somut, en nihai hedefi; milletin güvenini kazanarak devletin idaresini üstlenmektir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Siyaset, yalnızca vaatler söylemi veya gündelik polemikler arenası değildir. Siyasetin en somut, en nihai hedefi; milletin güvenini kazanarak devletin idaresini üstlenmektir…
Ahbap Derneği soruşturmasında ifade veren ünlülerin ve gazetecilerin beyanları basına yansıdıkça, ortak bir nakaratı dinliyoruz: “Kandırıldık, kamu vicdanı yaralandı, halkın iyi niyeti suistimal edildi…” Mali iddialar, usulsüzlükler ve belirsizlikler karşısında bir anlık şaşkınlık yaşayıp ardından koro halinde nedamet getirmek, kamuoyunun gözünde bir “vicdan aklama” mekanizmasına dönüştü. Ancak tam da bu noktada, toplumun adalet duygusunu yaralayan […]
Toplumların hafızası zaman zaman zayıflasa da algı operasyonlarının kullandığı yöntemler ve senaryolar neredeyse hiç değişmez. Türkiye’de yıllardır farklı dönemlerde sahnelenen olaylara, yürütülen PR kampanyalarına ve toplumsal mühendislik faaliyetlerine yakından bakıldığında, tesadüfle açıklanamayacak kadar organize bir model dikkat çekmektedir…
Gözünüzü diktiğiniz, çelmeler takmaya çalıştığınız veya varlığını görmezden gelmeye çalıştığınız Kıbrıs Türk halkının arkasındaki güç, sadece geçmişin zaferleri değil; bugünün ve yarının sarsılmaz iradesidir. Anavatan ve garantör Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün özgür, onurlu ve güvenli biçimde yaşaması için KKTC’nin yanında olmaya kararlılıkla devam edecektir…
Tarih sayfalarını biraz geriye sarıp 2015’in son ayları ile 2016’nın temmuzuna kadar uzanan o sekiz aylık kesite baktığımızda, insanın aklını zorlayan bir “rutin dışı” hareketlilik göze çarpıyor. Her şey 14-15 Kasım 2015’te Pensilvanya’da kurulan o karanlık cunta masasıyla başladı…
15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi Batı dünyasının sergilediği o ikiyüzlü, pusuya yatmış sessizliği artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Tankların milletin üzerine sürüldüğü, savaş uçaklarının Gazi Meclis’i bombaladığı, 252 vatan evladının şehit düştüğü o karanlık gecede; mangalda kül bırakmayan “demokrasi, insan hakları ve milli irade” havarisi batılı başkentlerden güçlü tek bir ses çıkmadı…
Türkiye, sarsıcı bir “güven ve finans” skandalıyla çalkalanıyor. Kendini devletin kurumlarına alternatif, yegâne “güvenilir adres” olarak sunan, seküler mahallenin yere göğe sığdıramadığı bir yardım derneği ve onun ünlü müzisyen başkanı bugün ağır suçlamalarla gözaltında…
Orda Doğu’da kartların yeniden karıldığı, Türkiye’nin ise hem sınır içinde hem de bölgesel ölçekte “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” vizyonuyla ezber bozduğu bir dönemden geçiyoruz. Ankara’nın terör bataklıklarını kurutma ve bölge halklarını huzura kavuşturma kararlılığı, her zaman olduğu gibi yine küresel ve bölgesel statükonun nöbetçilerini rahatsız etmiş durumda…
Türkiye’de yargı, emniyet ve mali denetim mekanizmaları ne zaman bir usulsüzlüğün, bir karanlık para trafiğinin üzerine gitse; karşımıza tek merkezden yönetilen, suflesini okyanus ötesinden alan organize bir tiyatro çıkıyor. Bu tiyatronun son perdesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü iki ayrı soruşturma üzerinden muhalif fondaş medyanın çifte standartlı maskesini bir kez daha aşağı indirdi…