“Çeyizlerin de tamamdır, eksiğin varsa yardım edelim kız…”
“Benim anam da ‘Hane halkı çoğaldıkça ben azaldım…’ dese de öyle düşünmüyorum. Dünya zaten rahat yeri değil ki kız.” Gülşah: – Tabii ki buldum bir koca…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
“Benim anam da ‘Hane halkı çoğaldıkça ben azaldım…’ dese de öyle düşünmüyorum. Dünya zaten rahat yeri değil ki kız.” Gülşah: – Tabii ki buldum bir koca…
“Müsaadenizle ben gideyim Gülşah Hanım” dedi, cevap beklemeden de uzaklaştı. Bu kendiliğinden olan karşılaşmayı hiç unutmayacaklardı…
Kızardığını, terlediğini hissetti Erkara. Aldırmadı yine de: “Netice ne olursa olsun, akıbet nasıl bitecekse bitsin…
Erkara’nın aklı örtülmüş, gözü dönmüştü hepten. Aşır ve birkaç itimat edip güvendiği adamıyla birlikte Gülşah’ı dağa kaldırmaya kararlıydı…
Arkadaşının hâli hâl değildi. Aşır, gayr-i ihtiyari geriledi…
“Ahalinin hâli ne böyle? Rahipler gibi çile çekiyorlar…
“Türk kanı içmekle onlara karşı olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım! Hadi buyurun, bütün azizler sizin arkanızda olacak!” Kripto: -Sonra anlatırım…
“Ah bu Osmanlı milleti! Dünyada bunlar kadar saf, bunlar kadar kendi hâlinde, masum başka bir millet daha var mı?” Keşiş Dağı eteklerinde bir çiftlik hayatı yaşıyorlardı…
Matlube Hanım, kaşlarını yukarı kaldırdı. Ukalalık edeceği zamanlar yaptığı gibi yavaş yavaş başını salladı: Amca, yeğen işi pişirmiş galiba!” Matlube Hanım: – İsmine yakışır hızda çıktı… Konuşmalarımızdan şüphelendi mi dersin efendi…