“Hey be vefakâr arkadaşım ne arıyorsun buralarda?..”
Gözlerine inanamadı. Evet yanlış görmüyordu uzaklarda hep kendine name taşıyan ulak güvercin karşısındaydı…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Gözlerine inanamadı. Evet yanlış görmüyordu uzaklarda hep kendine name taşıyan ulak güvercin karşısındaydı…
Horozlar ötüyor, derinden gelen ezân sesleri Bursa’nın üzerine dalga dalga yayılıyordu. Yatak odasına çekildi…
Süleyman Çelebi: “Resûlullah Efendimize hakaret edilmesine ben sebep oldum! Ben…
Sabah namazına kalkamayacağını düşünerek. “Önce namaz…” diyen hocası Emîr Sultan hazretlerinin sesi yankılandı kulağında…
Süleyman Çelebi, Aklı başından gitmiş, öyle fena olmuştu ki… Tir tir titrediğinin farkına yeni vardı. Hayret etti bu hâline…
Verilen ulvi vazifeyi yerine getirememe ihtimali vicdanını rahatsız ediyor, ateşten bir azap gibi dimağını yakıyordu. Kendine karşı inanılmaz güveni vardı evvel Allah…
Hiç ama hiç unutamayacağı Gülşah’ının tebessüm dolu, sevgiyle bakan tertemiz yüzü hiç gözünün önünden gitmiyordu. Topluma dil yarası, Açana vur bir yumruk…
Beyazıd Paşa: “Lâzım gelen tedbirleri almakta gecikirsek, durumun vahametini idrak etmiş olmak kâfi gelmeyecektir, korkarım…” Emîr Sultan, en son okuduğu hatm-i şerifi, başta Sevgili Peygamberimize, onun muhterem arkadaşları Cihar-ı yâr-i güzin, Aşere-i mübeşşere, ehl-i beyt, ehl-i soffa, bütün Eshâb-ı kirâm efendilerimize, Âdem babamızdan bugüne kadar gelmiş, geçmiş bütün peygamberlere, Silsile-i aliyye büyüklerine, evliyâ-i kirâm efendilerimize, […]
Emîr Sultan, kafesin yaylı kapısını incitmeden açıp, gözüne kestirdiği güvercinlerden birini yakaladı. Beyazıd Paşa, nazik bakımlı ellerini iki defa birbirine çarptı…