En büyük mahareti ortalığı velveleye vermekti!..
Hükmedici, şarlatan, maskara, diğer bir ifadeyle zalim, çirkin ve küstahtı. Emellerine kavuşmak için her yol mubahtı ona göre…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Hükmedici, şarlatan, maskara, diğer bir ifadeyle zalim, çirkin ve küstahtı. Emellerine kavuşmak için her yol mubahtı ona göre…
“Benim şu Osmanlı tokadımı nicedir yememiş kim bilir kaç münkir münafık vardır kii… Onları bu zevkten mahrum etmek olmaz ya hu!” Çekirge Ali’nin sözünü Boğa Hasan kesti. Avucunu açıp gösterdi…
Kendilerine olan güvenleri tamdı. İsteseler bir orduya kafa tutar, gözlerini daldan, budaktan esirgemezlerdi…
Süleyman Çelebi, yazdığı müsveddeleri edeple, biraz da utanarak uzattı. Emîr hazretleri, her bir yazıyı ayrı ayrı inceledi…
Emîr Sultan hazretleri, karşısında Süleyman Çelebi’yi görünce; “Buyurun efendim. Buyurun hoş geldiniz…
“Ne kadar hizmet, o kadar mükâfat. Gülşah’ı ikna et, gerisine karışma sen…” Kadın, biraz tedirgin, başkaları var mı mânâsında etrafına bakındı…
“Sen ne şahsiyetsizmişsin meğer? Bir daha seni, Gülşah’ın peşinde görmeyeyim…
Erkara meselesini tek başına hâlletmeye karar verdi Gülşah. Babasının yedek kılıcını aldı, eski elbiselerinden kendine uyabilenleri seçti giyindi…
Siyah ve beyaz kadar zıt, bu iki dünyanın biri almak, diğeri vermek için çalışıyordu. Bunların hepsi de inançlarından kaynaklanmıyor muydu…