Gördüklerini, duyduklarını fasih bir lisanla anlatıyordu Doğan Bey
Salonda çıt çıkmıyordu. Zaman zaman Sultan’ın; “Evet… peki…” mânâsına başını sallamasının dışında hiçbir hareket de olmuyordu…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Salonda çıt çıkmıyordu. Zaman zaman Sultan’ın; “Evet… peki…” mânâsına başını sallamasının dışında hiçbir hareket de olmuyordu…
Hadiselere çabuk intikali, pratik zekâ ve kabiliyetinden dolayı Beyazıd Han’a, çok haklı ve isabetli olarak “Yıldırım” lakabı takılmıştı. Fen ve sanat insanın kaybettiği malıdır, Uzak yerde de olsa, mutlak alınmalıdır…
“Senin haberin yok bey? Biz buraların sahibiyiz…
Kaç gündür keyfi yerinde değildi Doğan Bey’in. Oysa sevdiği kızla nişanlanmış, istediği olmuştu…
Aşır, daha bir ezildi, büzüldü. Boynunu büktü bu söylenenler karşısında…
Erkara, konuşmasına fırsat vermeden arkadaşının koluna girdi: “Haydi gidiyoruz.” Yüksek kerpiç duvarla çevrili avlu kapısının tokmağını, tempo tutar gibi vurmaya başladı. Neden sonra içeriden; – Geldim…
Kızlar, kendilerinin dikiz edildiğinden habersiz gülüşerek yürürlerken, uzaktan bir at kişnemesi duyuldu. Mânâlı mânâlı birbirlerine baktılar…
“Benim anam da ‘Hane halkı çoğaldıkça ben azaldım…’ dese de öyle düşünmüyorum. Dünya zaten rahat yeri değil ki kız.” Gülşah: – Tabii ki buldum bir koca…
“Müsaadenizle ben gideyim Gülşah Hanım” dedi, cevap beklemeden de uzaklaştı. Bu kendiliğinden olan karşılaşmayı hiç unutmayacaklardı…