Devalüasyon olacak mı?
Türkiye’de bazı korkular nesilden nesile miras kalır. Deprem korkusu gibi… Darbe korkusu gibi… Ve bir de devalüasyon korkusu vardır…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Türkiye’de bazı korkular nesilden nesile miras kalır. Deprem korkusu gibi… Darbe korkusu gibi… Ve bir de devalüasyon korkusu vardır…
Avrupa, daha Osmanlı’da matbaanın bile tartışıldığı dönemlerde sermayeyi organize etmeyi öğrenmişti. Dünyanın ilk kurumsal borsası 1409 yılında Belçika’nın Brugge kentinde kuruldu…
Çocuğunuza ne miras bırakacaksınız? Bu soru, her anne ve babanın zihnini hayatı boyunca meşgul eder…
Türkiye’de bankacılık sektörü uzun yıllar boyunca “altın çağını” yaşadı. Özellikle 2005 sonrası dönemde düşük batık kredi oranları, yüksek faiz marjları ve büyüyen ekonomi sayesinde bankalar adeta para bastı…
Özetle: Türkiye bir yandan yabancı yatırımcı gelsin diye kapı kapı gezerken, diğer yandan kendi öz sermayesinin sessizce yurt dışına akışını izliyor. Bu sadece bir ekonomi haberi değil; bir güven hikâyesi…
Geçtiğimiz hafta Borsa İstanbul’da öyle bir güne tanıklık ettik ki, finans kitaplarındaki tüm korelasyon kuralları adeta kağıt üzerinde asılı kaldı. Ekranın başına oturan yatırımcı, dev sanayi kuruluşlarının, ekonominin şah damarı olan bankaların ve holdinglerin birer birer “kırmızıya” boyandığını gördü…
Ekonomi yönetimi yine bir teşvik paketiyle çıktı karşımıza. Kağıt üzerinde her şey pırıl pırıl: İhracatçıya vergi indirimi, yabancı yatırımcıya cazip avantajlar…
İstanbul’un kalbinde atan o eski borsa artık yok. Bugün karşımızda duran yapı, geçmişin emeğiyle yükselen borsanın devamı değil; başka bir hikâyenin ürünü…
Toplumun nereye sürüklendiğini anlamak için bazen istatistiklere değil, yaşanan kırılma anlarına bakmak gerekir. Yıllardır aynı uyarıyı yapıyorum…