‘Bu kitap hayatımızı yönlendirdi’
1960’larda ders kitabı olarak okutulan “Ev İşleri Ders Kitabı”, bugün kaybettiğimiz bir gerçeği hatırlatıyor: Öğretim arttı ama eğitim geriledi. Peki aradan geçen yıllarda ne değişti…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
1960’larda ders kitabı olarak okutulan “Ev İşleri Ders Kitabı”, bugün kaybettiğimiz bir gerçeği hatırlatıyor: Öğretim arttı ama eğitim geriledi. Peki aradan geçen yıllarda ne değişti…
Doğan Kuban’ın “İstanbul’un Destansı Anlatımı” adlı eseri, kentin tarihini yalnızca yazılı kaynaklarla değil, görsel belgelerle de yeniden okumayı mümkün kılan önemli bir çalışmadır.. 1965 yılında Mimarlık Yüksek Okulu’nda mimarlık eğitimine başladım…
Yüzyıllar boyunca İstanbul’u kasıp kavuran yangınlar yalnızca fiziksel yıkım değil, aynı zamanda toplumsal bir alışkanlığın ve kayıtsızlığın da göstergesiydi. Tanıklıklar, raporlar ve arşiv belgeleri, bu büyük felaketlerin şaşırtıcı biçimde nasıl sıradanlaştığını ortaya koyuyor…
Rodos’a yaptığımız kısa gezi yalnızca tarihî ve mimari mirasıyla değil, turizmin nasıl sürdürülebilir bir ekonomik model hâline getirilebildiğini göstermesi bakımından da düşündürücüydü… Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi bizim bir grubumuz var…
XIX. yüzyıl ortalarında Haliç’in iç kesimlerinde inşa edilen ve kısa süre sonra ortadan kaldırılan Ayvansaray Köprüsü, yazılı belgeler, fotoğraflar ve gravürler sayesinde izlenebilmektedir…
1937 tarihli bir okul rehberi, erken Cumhuriyet döneminde İstanbul’daki eğitim dünyasının genişliğini gösterirken, aradan geçen yıllara rağmen bugün eğitimde ne kadar ilerlediğimiz sorusunu da ister istemez düşündürüyor… Zaman zaman rastladığım bazı kitaplarda, ilk ve orta dereceli resmî veya özel okulların bir dönem Kültür Bakanlığı’na bağlı olduklarını okurum. Örneğin, 1937 yılında İstanbul’da yayımlanan “1937 İstanbul Okulları […]
Tarabya’nın mitolojiden tarihî tanıklıklara uzanan geçmişi, İstanbul’un anlatılmayı ve değerlendirilmeyi bekleyen sayısız hikâyeye sahip olduğunu bir kez daha hatırlatıyor… Mitolojide yarı tanrı Marsyas, iki borulu flütün mucidi kabul edilmektedir. Anlatıldığına göre flütü gerçekte tanrıça Athena icat etmiştir. Ancak tanrıça, flüt çalarken yanaklarının şeklinin bozulduğunu sudaki aksinden görünce, flütünü fırlatıp atar. Attığı flütü bulup alacak olanı […]
Sevgili İlber Ortaylı’nın kaybı, kişisel olarak dostlarını üzdüğü kadar ülkemiz için de büyük bir kayıp. Kanaatimce bazı insanlar fiziken yok olsalar da ölmezler. Bir insanın ölümü, adının son kez söylenmesi ile olur. Bence İlber Ortaylı ölümsüz bir insan olma şerefine kavuşmuştur. İnsanlık var oldukça adıyla yaşayacaktır. Darısı ona gıpta edenlerin başına. İlber Ortaylı ile tanışmamıza […]