Habeş eyaleti ve Somali’de ne işimiz var?
Anlaşılan o ki bir dönem içimize kapanmanın sonuna gelinmiştir. Günümüzde de dünyanın farklı bölgelerinde çok sayıda Türk insanının çalıştığını ve dünya ticaretinden pay almaya gayret ettiğini görmekteyiz…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Anlaşılan o ki bir dönem içimize kapanmanın sonuna gelinmiştir. Günümüzde de dünyanın farklı bölgelerinde çok sayıda Türk insanının çalıştığını ve dünya ticaretinden pay almaya gayret ettiğini görmekteyiz…
Devlet adamlarının büyüklüğü yalnızca yönettikleri dönemle değil, gelecek için kurdukları hayallerle de ölçülür. Sokullu Mehmed Paşa’nın Süveyş ve Don-Volga kanal projeleri, Osmanlı tarihindeki en dikkat çekici gelecek tasarımları arasında yer alır…
Bir asır önce bağımsız bir anlayışla kurulan koruma sistemi, zaman içinde bürokratik müdahalelerle işlevini yitirdi. Bugün ihtiyaç duyulan şey daha fazla bürokrasi değil, daha fazla bilimsel yetkinliktir…
Rikkat Kunt, Cevat Dereli ve Orhan Şaik Gökyay… Türk kültür hayatına iz bırakan bu üç ismin yaşam öyküleri, çalışma disiplinleri ve geride bıraktıkları miras “Bu vatan toprağın kara bağrında Sıradağlar gibi duranlarındır, Bir tarih boyunca onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir.” Orhan Şaik Gökyay Yıllar önce Beşir Ayvazoğlu’nun “1924: Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi” adlı kitabını okurken, herhangi bir yer […]
Osman Nuri Ergin’in 1938 yılında yaptığı değerlendirmeler, İstanbul’un yaklaşık iki yüzyıldır değişmeyen imar sorunlarını gözler önüne seriyor. Selimiye’den Karaköy’e, Galata’dan Fikirtepe’ye uzanan süreçte şehir, plansızlığın değil yanlış planlamanın yükünü taşımaya devam ediyor…
Mahalle, bir zamanlar yalnızca yaşanılan bir yer değil; birlikte yaşamanın kurallarını belirleyen, güvenliği sağlayan ve toplumsal ilişkileri şekillendiren bir dünyaydı. Bugün bu dünyanın izleri silinirken yerine geçen yeni yaşam biçimlerinin neyi koruyup neyi kaybettiğini yeniden düşünmek gerekiyor… “Mahalle” sözcüğü, “İnilip konulacak yer” anlamına gelen “Mahal” sözcüğünden türetilmiş Türkçe bir kelimedir…
1960’larda ders kitabı olarak okutulan “Ev İşleri Ders Kitabı”, bugün kaybettiğimiz bir gerçeği hatırlatıyor: Öğretim arttı ama eğitim geriledi. Peki aradan geçen yıllarda ne değişti…
Doğan Kuban’ın “İstanbul’un Destansı Anlatımı” adlı eseri, kentin tarihini yalnızca yazılı kaynaklarla değil, görsel belgelerle de yeniden okumayı mümkün kılan önemli bir çalışmadır.. 1965 yılında Mimarlık Yüksek Okulu’nda mimarlık eğitimine başladım…
Yüzyıllar boyunca İstanbul’u kasıp kavuran yangınlar yalnızca fiziksel yıkım değil, aynı zamanda toplumsal bir alışkanlığın ve kayıtsızlığın da göstergesiydi. Tanıklıklar, raporlar ve arşiv belgeleri, bu büyük felaketlerin şaşırtıcı biçimde nasıl sıradanlaştığını ortaya koyuyor…