30
Mar
2026
MUSTAFA KEMÂL’İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (275)
“Peyami o zamanlar bir dereceye kadar Nazım’ın etkisi altında idi. Fakat onunla birçok noktalarda beraber değildi. Nazım onu da sosyalizm davasına çekmek için pek uğraştı. Aralarında geçen uzun tartışmalardan sonra Peyami: ‘- Seninle bir trene bindik, beraber seyahat ediyoruz, ben demokrasi durağına kadar seninle beraberim, ondan sonrası için allaha ısmarladık’, dedi. [“Allah” lâfz-ı celîlini “sabiha […]
29
Mar
2026
MUSTAFA KEMÂL’İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (274)
‘Devlet Tiyatrosu’nun nâşiriefk̃ârında Komünizm propagandası 1930’da neşriyâta başlıyan Darülbedayi mecmûası, 1916’da açılan Dârülbedâyi-i Osmânî’nin nâşiriefk̃ârıydı. Dârülbedâyi, 1931’de Şehir Tiyatrosu ismini aldığı gibi, nâşiriefk̃ârı da, 1 İlkteşrîn 1935 târihli 60. sayısından îtibâren Türk Tiyatrosu ismiyle neşriyâta devâm edecekdir. 26 K̃ânûnisânî 1932 târihli Akşam gazetesinde (s. 2) yer alan aşağıdaki haberden, “Büyük Şef”in Dârülbedâyi veyâ Şehir Tiyatrosu’na […]
28
Mar
2026
Mustafa Kemâl’in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (273)
“Dört sene evvel M. Mussolini ile Roma’da mülâkat etmek şerefine mazhar olmuştum. Bu İtalyan – Türk dostluk muahedesinin ferdalarında idi. M. Mussolini, Yunanistan’la bizi bir türlü anlaştırmıyan mübadele işlerini telmih ederek: ‘- Milletlerin ve sulhün yüksek menfaatleri, üç kuruş aşağı, beş kuruş yukarı hesap meselelerile kıyas kabul etmiyecek derecede büyüktür.’ diyor ve Türk – Yunan […]
26
Mar
2026
Mustafa Kemâl’in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (272)
Cumhuriyet’in 22 Mayıs 1932 târihli nüshası, bu çeşid mürâî neşriyâtın en dikkat çekici nümûnesidir. Bu nüshanın birinci sayfasının yarısı, heyecânlı bir manşetle, dostâne münâsebetler çerçevesinde Başvekîl Mustafa İsmet’in İtalya’ya yapacağı ziyârete ayrılmıştı: “Kemalist Türkiye’den Faşist İtalya’ya Selâm! Başvekil bu sabah şehrimizden geçerek İtalya’ya gidiyor! Roma’da yekdiğerini müsaraatla sıkacak eller, mensup oldukları milletlerin selâmet ve saadetleri […]
25
Mar
2026
Mustafa Kemâl’in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (271)
Münâkaşadan Mustafa Kemâl’in şahsî kazancı Bu kalem münâkaşasında, Yunus Nadi ve gazetesi, Yalman ile Sertel’lerin Sabataîliğini de dillerine doladılar ve bu çerçevede, pek mahdûd kalmış olsa bile, Sabataîliğe hücûm ettiler. Lâkin ilmî delîllerle değil, hakâretâmîz ifâdelerle… (Ki bu çeşid hücûmların Mütehakkim Zümreyle mücâdelede bir kıymeti yoktur!) Hatırlıyalım: “Gazeteleri Yahudi havrasına döndü…” (Cumhuriyet, 20.10.1937, s. 3) […]
24
Mar
2026
Mustafa Kemâl’in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (270)
(Cumhuriyet, 27.10.1937, s. 7) “Kemalist Türkiye” ile Nazi Almanya’sı arasındaki büyük ticâretin bir nümûnesi: “…Krupp tezgâhlarında yapılmakta bulunan ve teslim edilecek üç vapurdan ilki olan ‘Hatay’ isimli vapur…” En büyük mes’ele, iki memleket arasındaki normal̃ münâsebetleri devâm ettirerek Türkiye’nin Almanya tarafından işgâline mâni olmaktı… Türkiye, Almanya’nın Yakın-Şark’a ve Kafkaslar üzerinden Rusya’ya uzanma emelleri önünde büyük […]
23
Mar
2026
Mustafa Kemâl’in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (269)
(Kurun, 19.10.1937, s. 2) “Büyük Şef”, Goebbels’e (ve onun şahsında Nazilere) ders veriyor: “Kemalizmi nasyonal sosyalizm ile bir cephede saymak hatadan büyük bir şey olur”… *** Kayıkçı kavgası Goebbels’in 8 Eylûl 1937’de Nürnberg Kongresi Nutkunda Türkiye’yi zikrettiği cümle etrâfında Tan ile Cumhuriyet gazeteleri arasında 13 Ekim ilâ 27 Ekim 1937 târihlerinde cereyân eden, bir-iki gün […]
22
Mar
2026
Mustafa Kemâl’in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (268)
“Türk sosyetesi bu tarz konuşmayı yüz kızartıcı buluyor ve nefretle karşılıyor. Her halde türk milleti bu kabil konuşmalara karşı kendisinin bitaraf kalmış gibi görülmesine ve gösterilmesine aslâ muvafakat etmiş değildir. Bugün cumhuriyet türkleri kendi millî meydanlarını kendi kuvvet ve kudretleriyle sınırlamışlardır; bu sahalarda yalnız türk milletinin sesi işitilir, yalnız onun ideali hamle yapar. Bu millî […]
21
Mar
2026
Mustafa Kemâl’in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (267)
Üçüncü nokta, Nadi’nin kendi şahsında Rejime saldırıldığı iddiâsıyle alâkalıdır. Nadi’nin iddiâsını reddederek, -pek mürâîce- “Kemalizmin bir Demokrasi, bir ahlâk ve fazîlet rejimi” olduğunu iddiâ ediyor ve: “Kemalizmin ahlâk ve fazileti namına ‘Nadi’ meselesi kapanmıyacak, en ince tetkiklerden geçecektir” vâdinde bulunuyor… Hiçbir zamân tutulmıyacak bir vaad! 4. Maddede, İstiklâl Mahkemesi’ne, “Bütün bunları yahudiliğimden yaptım; bu benim […]