Menü
Anasayfa / Yazarlar / Eklenme: 04.04.2026 01:30

Cevapsızlığın vakur sükûneti

İnsanın en ağır yükü, omuzlarında taşıdığı taşlar değil, zihninde durmaksızın çevirdiği tekerleklerin tortusudur. Bir şeyleri sürekli bir yere oturtma, adlandırma ve etiketleme gayreti, ruhun kendi yatağından taşarak kurumasına neden olur. Oysa toprak, yağmuru kabul ederken neden yağdığını sormaz. Sadece içine çeker, demlenir ve filize durur. Bizler ise tabiatın o ağırbaşlı kanunundan koptuğumuz günden beri, durmadan sorular üreterek kendimizi asıl varoluşun uzağına fırlatıyoruz. En büyük felaketimiz, basit ve görkemli olanı, kelimelerin dar dehlizlerinde boğarak tanınmaz hale getirmemizdir. Bir boşluk korkusu sarıyor dört bir yanı. Nereye varacağını bilmediğimiz o ilk adımdan, sonucunu kestiremediğimiz karşılaşmalardan kaçmak için, geleceğe asılsız kancalar atıyoruz. “Bu yaşadığımın…