Toplumsal cehalet ve maarif
Maarifimiz ve Servet-i İlmiyemiz adlı eserinin daha ilk cümlelerinde Tüccarzade İbrahim Hilmi Efendi şöyle der: “Yalnız bizi değil, bütün İslam memleketlerini en şiddetli zelzelelerden, en vahşi harplerden, en müthiş kasırgalardan daha çok sarsan, daha çok tahrip eden şey, umumi cehaletimiz, eğitimsizliğimizdir.” Yazar Osmanlı Devletinin kuruluşundan Cumhuriyet’e kadarki süreçte uğranılan bütün felaketlerin sebebi olarak cehaleti görür ve ekler: “Dini cehalet, idari cehalet, kısaca memleketimizdeki günlük yaşantımızda, hususi ve siyasi hayatımızda o kadar tahribat yapmıştır ki yazmakla, tasvir etmekle bitmez.” Ne yazık ki neredeyse yüz yıl önce söylenen bu söz bugün de geçerliliğini korumakta, o gün söylenen ne varsa bugünü de kapsamaktadır. Cehalet sadece biçim değiştirmiş, dijitalleşmiştir ama orada, olduğu yerde, insan ruhunu karartan bir öge olarak varlığını sürdürmektedir…