Göze göz, dişe diş
Güzel bir hoffta sono duliyorum. Benim diş arıza çıkardı, yanak surat balon gibi şişti; düzgün konuşamıyorum…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Güzel bir hoffta sono duliyorum. Benim diş arıza çıkardı, yanak surat balon gibi şişti; düzgün konuşamıyorum…
Vakti zamanında uzak bir diyarda, dağ gibi yükleri sırtında taşıyan bir hamal yaşardı. Yük onun geçimiydi; ama zamanla geçim derdi, geçimlikten çıkıp geçimsizliğe dönüştü…
Kabul, bayramda biraz fazla kaçırmış olabiliriz. Aman canım senede iki kere yani de… Yaz geldi diye, herkes zayıflama derdinde…
Bir partinin bir şeyleri mi değişmiiiş, kurultay mı şeedilmiş, birileri “Ben Kemal geliyorum!” mu demiş, gelmiş de direnilecek miymiiş ney… Yavaş direnin de saçınız başınız dağılmasın mutlak şutlanlar. Onlar, ‘yiğidim aslanım burda yatıyoooor!..’ söyleyedursun, biz aynen devam; İçten pazarlıklı insanlardan ve düdüklü tencereden çok korkuyorum, ya siz…
Ah-ı ah azizim, şehir hayatı bitirdi bizi… Köye gidip aşağıdaki bağdakine “hooooov” diye seslenmek vardı şimdi…
“Nöörüyonuz mutlu olasıcalar?” diye başlayasım var. Malum hayat zor ne oluyor, olaylar karışık…
Ah ı ah… Biz küçükken uçaklara el sallayan, askerlere selam veren, uğur böceklerinden terlik pabuç isteyen saf ama mutlu çocuklardık…Dürüst olmak gerekirse son iki yılda on yıl yaşlandık beah… -Aynaya bakıp kendi kendine “karakteri bozulmayan bir sen kaldın, helal olsun!” diyorsan gel bi sarılalım… Rahat bir kafanın sırrı dört kelimede: “Aynen, boş ver, hayırlısı, eyvallah…” […]
“Sahip oldukların seni mutlu etmeye yetmiyorsa sahip olamadıkların da işe yaramayacaktır.” Erich Fromm***Mutluluğun resmini çiz desen bana, Bir çocuğun yüzünü koyarım önce. Kirlenmemiş bir gülüş iliştiririm, Sabahın en ince yerine…
Anne babasının “ne halt yersen ye” sözünü “aha izin verdiler!” olarak algılayan mutlu çocuklardık biz… Ne oldu bizlere? Neyse, ortam stresli hayat zor; biz yine hafiften de olsa bir gülümseyelim… Tam zayıflamaya niyet ettik piknik sezonu açıldı…