Ümmet uyuyor
Gazze’de çocuklar bombalar altında can verirken, şimdi bir başka vahşetin daha perdesi aralanıyor. Dünyanın sözde “medeniyet” merkezlerinden biri kabul edilen bir devletin hapishanelerinde, insanlık onuru sistematik biçimde çiğneniyor…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Gazze’de çocuklar bombalar altında can verirken, şimdi bir başka vahşetin daha perdesi aralanıyor. Dünyanın sözde “medeniyet” merkezlerinden biri kabul edilen bir devletin hapishanelerinde, insanlık onuru sistematik biçimde çiğneniyor…
İnsan, gücü eline geçirdiğinde kendisini dokunulmaz sanıyor. Makamıyla, servetiyle, ordusuyla yeryüzünde ebedî kalacağını düşünüyor…
Toplumun eğlence adı altında alkışladığı bazı alışkanlıklar vardır ki geride sadece gürültü, korku ve zarar bırakır. Havai fişekler de bunların başında gelir…
Her gün yeni bir rüşvet haberi… Her gün yeni bir dolandırıcılık operasyonu… Yolsuzluk, sahtecilik, hırsızlık, faiz, kumar, fuhuş… Bir zamanlar utanılan günahlar bugün sıradanlaştırılıyor. Haram, artık birçok insanın gözünde zekâ sayılıyor…
İnsan bazen en ağır yorgunluğu yaptığı iyiliklerin ardından yaşar. Çünkü sürekli tekrar edilen her fedakârlık, bir süre sonra kıymeti bilinen bir lütuf olmaktan çıkar; alışılmış bir düzene dönüşür…
Toplumlar bir anda çökmez. Bir sabah uyanıldığında şehirler yıkılmış, kurumlar dağılmış, aileler parçalanmış olmaz…
İnsanın kaderini belirleyen en güçlü etkenlerden biri, çoğu zaman farkına bile varmadan içine düştüğü çevredir. Bir çocuk, bir genç… Kiminle oturup kalkıyorsa, zamanla onun gibi düşünmeye, onun gibi yaşamaya başlar…
İslam’ın kalbi Kur’an’dır. Hayatın merkezine yerleşmesi gereken ilahi kelam… Fakat bugün Müslümanların büyük bir kısmı için Kur’an, okunup sevap kazanılan ama anlaşılması başkalarına bırakılan bir metne dönüşmüş durumda…
Bir toplumun çöküşü, düşmanlarının gücüyle değil; hakikati temsil ettiğini iddia edenlerin zayıflamasıyla başlar. Çünkü dışarıdan gelen saldırı fark edilir, ama içeriden gelen bozulma çoğu zaman alkışlanır…