Rol Model mi, Rol Mü?
Bir çağın çöküşü, önce rol modellerinin değişmesiyle başlar. Kimi alkışladığınız, aslında neye dönüştüğünüzü gösterir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bir çağın çöküşü, önce rol modellerinin değişmesiyle başlar. Kimi alkışladığınız, aslında neye dönüştüğünüzü gösterir…
“Yâr için ağyâra minnet ettiğim ayb eyleme, Bağbân bir gül için bin hâre hizmetkâr olur.” Bu beyit, sadece bir edebî incelik değil; bir ömürlük davanın özetidir. Çünkü hakikat yolunda yürüyen herkes bilir ki insan yetiştirmek, dikenli bir yoldan gül devşirmeye benzer…
Tarih boyunca hak ile bâtılın mücadelesi hiç durmadı. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz manzara, sadece bir mücadele değil; aynı zamanda bir çelişkinin fotoğrafıdır: İslam, insanlığa rehberlik edecek kadar derin, kuşatıcı ve çağları aşan bir hakikat sunarken; Müslümanlar ne yazık ki bu hakikatin gerisinde kalmış, onun izzetini temsil etmekten uzaklaşmıştır…
Bugün İslam dünyasına baktığımızda acı bir çelişkiyle karşı karşıyayız: Stratejik çıkarlar söz konusu olduğunda gösterilen kararlılık, kutsallar söz konusu olduğunda neden aynı şekilde ortaya konulamıyor? Hürmüz Boğazı’nı açık tutmak için sergilenen diplomatik hamleler, askeri hazırlıklar ve uluslararası baskılar, ümmetin ortak meselesi olan Mescid-i Aksa için neden gösterilmiyor…
“Yoksa onlar ‘Biz yenilmez bir topluluğuz’ mu diyorlar? Yakında o topluluk da yenilecek ve arkalarını dönüp kaçacaklar.” (Kamer, 44-45) Tarih boyunca güç sarhoşluğu yaşayan her yapı, kendisini dokunulmaz zannetmiştir…
Dünya siyaseti, çoğu zaman gücün haklılığı belirlediği bir sahne gibi sunulur. Ancak tarih, bu sahnenin arka planında bambaşka bir gerçeğin aktığını defalarca göstermiştir: Güç sahipleri sanır ki onlar değiştirir, onlar yıkar, onlar kurar… Oysa çoğu zaman değişimin gerçek faili, hesap edemedikleri bir direniş ruhudur…
Dünya, gücünü çoğu zaman silahlarla, ekonomik yaptırımlarla ve ambargolarla ölçer. Oysa tarih bize defalarca şunu göstermiştir: Asıl güç, dış baskılara rağmen ayakta kalabilen iradedir…
Bugün yaşananlar, dağınık hadiselerin toplamı değil; açık bir iradenin, planlı bir stratejinin sonucudur. İnsanlıktan nasibini almamış Amerika Birleşik Devletleri, cinayet şebekesi İsrail ile birlikte Gazze’de büyük bir yıkımı doğrudan yürütmüş, ardından bu yangını bölgenin geneline yayacak adımları sistemli bir şekilde atmıştır…
Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, nefsine tabi olmayı özgürlük zannetmesidir. Oysa hakikat bunun tam tersidir. İnsan, içinden geldiği gibi yaşadıkça özgürleştiğini sanır; fakat aslında arzularının, tutkularının ve heveslerinin görünmez zincirleriyle bağlanır. Gerçek özgürlük ise, nefsin boyunduruğundan kurtulup Allah’ın emrine teslim olmaktır. Bugün “özgürlük” adı altında pazarlanan hayat tarzlarına baktığımızda, ortak bir slogan görürüz: “Kalbin […]