Kul hakkı: Namazla değil, helallikle kapanan hesap
İnsan, Rabbine karşı işlediği günahlardan samimi bir tövbeyle bağışlanma umabilir. Çünkü Allah Teâlâ sonsuz rahmet sahibidir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
İnsan, Rabbine karşı işlediği günahlardan samimi bir tövbeyle bağışlanma umabilir. Çünkü Allah Teâlâ sonsuz rahmet sahibidir…
İnsan bazen en çok emek verdiği yerden yorulur. Evladına nasihat eder, eşine hakikati anlatır, dostunu iyiliğe çağırır; fakat beklediği karşılığı göremeyince kalbi kırılır…
“Kendilerine yazık etmekte iken canlarını aldıkları kimselere melekler: ‘Ne işte idiniz?’ diye sorarlar. Onlar: ‘Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimselerdik.’ derler…
İnsanın en büyük ihtiyacı sadece rızık, makam veya servet değildir. Kalbin de bir gıdası vardır…
İnsanlık tarihi değişiyor; şehirler büyüyor, teknoloji gelişiyor, hayat hızlanıyor. Ama değişmeyen bir gerçek var: İnsan, yaptığı yanlışın bedelini ödememek için mutlaka bir aracı arıyor…
“Eğer Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” (Âl-i İmrân, 3/160) İnsanlık tarihi güçlü orduların, büyük imparatorlukların ve zengin devletlerin yıkılış hikâyeleriyle doludur…
Yüce Allah, Tevbe Suresi’nin 34 ve 35. ayetlerinde insanlık tarihinin en büyük tehlikelerinden birine dikkat çeker: “Ey iman edenler…
Asırlardır İslam dünyasının yaşadığı her yenilgi, her geri kalmışlık ve her toplumsal çöküş için kolay bir cümle kuruldu: “Bu Allah’ın kaderidir.” Oysa bu söylem, çoğu zaman kader inancını anlamaktan çok, sorumluluktan kaçmanın bahanesi hâline getirildi. Tarih boyunca despotik yönetimler, zulümlerini meşrulaştırmak; halk ise tembelliğini ve ihmalkârlığını örtmek için kaderi yanlış yorumladı…
İman, yalnızca kalbin derinliklerinde saklanan sessiz bir duygu değildir. O, insanın vicdanını harekete geçiren, zihnini disipline eden ve hayatın her alanına yön veren dinamik bir kuvvettir…