Ahlak: Yaşamanın sanatı mı? Özgürlüğün isyanı mı?
Çoğu zaman buyruğun diliyle konuşan ahlakta, tahakküm vardır. Ahlakın buyurgan ve tahakküm dili, emir verir, hizaya sokar, korku üretir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Çoğu zaman buyruğun diliyle konuşan ahlakta, tahakküm vardır. Ahlakın buyurgan ve tahakküm dili, emir verir, hizaya sokar, korku üretir…
İnsan, hakikati, anlamı ve amacı, dışarıda hazırlanıp kendisine dayatılan bir paket ve kimlik olarak değil, kendi varoluşunun derinliğinde oluşturur. Hakikati, anlamı ve amacı oluşturma, edilgen bir kabul, itaat ve teslimiyet değildir…
Toplumlar bir anda çökmez. Çöküş, görünmez ama en kırılgan yer olan eğitimde başlar…
Çürüme, paçozlaşma, okulda şiddet, toplumsal çöküş, ölüm kültürü ve umutsuzluk aynı zincirin farklı halkalarıdır. Bunların her biri, insanın iç dünyasında başlayan akıl, anlam ve amaç kaybının, toplumun dış yüzeyinde görünür hale gelmiş biçimleridir…
Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliğine değerli dostlarım Mehmet Yüksel ve Besim Şeref Ülker’le birlikte katıldık. Trabzon Günleri bağlamında düzenlenen etkinlikleri gezerken Trabzon ve Karadeniz hakkındaki düşüncelerimi ve duygularımı yazma ihtiyacı hissettim…
İnsanın kendisi üzerine düşünmesi, sahici entelektüel tecrübe üzerine düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Entelektüellik, meslek, ünvan, statü ve servet değildir…
Bedenleri, kurumları, kaynakları, medeniyetleri, kişileri, kalıbları çözdüren şey çürümedir. Çürüme, insan tecrübesinin içini boşaltarak çözer ve çöktürür…
Barış, savaşın yokluğunu gerektirir. Ama barış, savaşın yokluğundan ibaret değildir. Barış, insanın kendi içindeki yıkım düzenini parçalama cesaretidir. Çatışmanın durması, barışın başlangıcıdır. Gerçek barış ise, insan ilişkilerinde adaletin, eşitliğin ve iyiliğin yeniden kurulmasıyle gerçekleşebilir. Bireysel ve toplumsal düzeyde içimizdeki karanlıkla yüzleşmeye cesaret edersek, kendi öfkemizi, nefretimizi, fanatizmimizi ve korkumuzu dönüştürebilirsek gerçek barış tecrübesini yaşamak mümkün […]
Dogmatizmde maneviyat yoktur. Dogmatizmin formel normatif çerçeveleri, kuralları ve dayatmaları maneviyatı yok eder. Dogmatizmin mistiklik, çile, fena, nefis hiyerarşileri, mürşitlik, zühd ve uzlet uygulamaları maneviyatı ve varoluşu gerçeklikten çıkarır ve ucube bir gölgeye dönüştürür. İnsanın içsel derinliğini kapatan, darlaştıran, düzenleyen, sınırlayan ve biçimlendiren kurumsal ve normatif dogmatizm, maneviyatı özgür bir oluş olmaktan çıkararak kontrol altında […]