İnsani kırılganlık olarak engellilik
Engellilik psikolojisi, insanın kırılganlığıyla, bedeniyle, toplumla ve anlamla kurduğu ilişkinin en derin alanlarından biridir. Engellilik meselesi yalnızca biyolojik bir durum değildir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Engellilik psikolojisi, insanın kırılganlığıyla, bedeniyle, toplumla ve anlamla kurduğu ilişkinin en derin alanlarından biridir. Engellilik meselesi yalnızca biyolojik bir durum değildir…
Ahlak, çoğu zaman insanın içindeki derin benin sesini yükselten bir vicdan değil, onun üstüne çöken bir disiplin aygıtıdır. Bize “iyi” diye sunulan şeylerin ne kadarının gerçekten insanı yücelttiğini ve hayatı güçlendirdiğini, ne kadarının itaati kutsadığını ve hayatı daralttığını sormadan ahlaktan söz etmek, hakikati değil alışkanlığı ve menfaati savunmaktır…
İnsan, çoğu zaman kendisini hazır bir varlık gibi düşünür. Doğmuş olmak, tamamlanmış olmak değildir…
Çoğu zaman buyruğun diliyle konuşan ahlakta, tahakküm vardır. Ahlakın buyurgan ve tahakküm dili, emir verir, hizaya sokar, korku üretir…
İnsan, hakikati, anlamı ve amacı, dışarıda hazırlanıp kendisine dayatılan bir paket ve kimlik olarak değil, kendi varoluşunun derinliğinde oluşturur. Hakikati, anlamı ve amacı oluşturma, edilgen bir kabul, itaat ve teslimiyet değildir…
Toplumlar bir anda çökmez. Çöküş, görünmez ama en kırılgan yer olan eğitimde başlar…
Çürüme, paçozlaşma, okulda şiddet, toplumsal çöküş, ölüm kültürü ve umutsuzluk aynı zincirin farklı halkalarıdır. Bunların her biri, insanın iç dünyasında başlayan akıl, anlam ve amaç kaybının, toplumun dış yüzeyinde görünür hale gelmiş biçimleridir…
Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliğine değerli dostlarım Mehmet Yüksel ve Besim Şeref Ülker’le birlikte katıldık. Trabzon Günleri bağlamında düzenlenen etkinlikleri gezerken Trabzon ve Karadeniz hakkındaki düşüncelerimi ve duygularımı yazma ihtiyacı hissettim…