Toplumsal-pedagojik iflasın ontolojisi
Toplumlar bir anda çökmez. Çöküş, görünmez ama en kırılgan yer olan eğitimde başlar…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Toplumlar bir anda çökmez. Çöküş, görünmez ama en kırılgan yer olan eğitimde başlar…
Çürüme, paçozlaşma, okulda şiddet, toplumsal çöküş, ölüm kültürü ve umutsuzluk aynı zincirin farklı halkalarıdır. Bunların her biri, insanın iç dünyasında başlayan akıl, anlam ve amaç kaybının, toplumun dış yüzeyinde görünür hale gelmiş biçimleridir…
Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliğine değerli dostlarım Mehmet Yüksel ve Besim Şeref Ülker’le birlikte katıldık. Trabzon Günleri bağlamında düzenlenen etkinlikleri gezerken Trabzon ve Karadeniz hakkındaki düşüncelerimi ve duygularımı yazma ihtiyacı hissettim…
İnsanın kendisi üzerine düşünmesi, sahici entelektüel tecrübe üzerine düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Entelektüellik, meslek, ünvan, statü ve servet değildir…
Bedenleri, kurumları, kaynakları, medeniyetleri, kişileri, kalıbları çözdüren şey çürümedir. Çürüme, insan tecrübesinin içini boşaltarak çözer ve çöktürür…
Barış, savaşın yokluğunu gerektirir. Ama barış, savaşın yokluğundan ibaret değildir. Barış, insanın kendi içindeki yıkım düzenini parçalama cesaretidir. Çatışmanın durması, barışın başlangıcıdır. Gerçek barış ise, insan ilişkilerinde adaletin, eşitliğin ve iyiliğin yeniden kurulmasıyle gerçekleşebilir. Bireysel ve toplumsal düzeyde içimizdeki karanlıkla yüzleşmeye cesaret edersek, kendi öfkemizi, nefretimizi, fanatizmimizi ve korkumuzu dönüştürebilirsek gerçek barış tecrübesini yaşamak mümkün […]
Dogmatizmde maneviyat yoktur. Dogmatizmin formel normatif çerçeveleri, kuralları ve dayatmaları maneviyatı yok eder. Dogmatizmin mistiklik, çile, fena, nefis hiyerarşileri, mürşitlik, zühd ve uzlet uygulamaları maneviyatı ve varoluşu gerçeklikten çıkarır ve ucube bir gölgeye dönüştürür. İnsanın içsel derinliğini kapatan, darlaştıran, düzenleyen, sınırlayan ve biçimlendiren kurumsal ve normatif dogmatizm, maneviyatı özgür bir oluş olmaktan çıkararak kontrol altında […]
İnsan, oluş halinde bir varlıktır. İnsanın kendini gerçekleştirmesi için insanın ölçü alınması ve özgür olması gerekmektedir. İnsanın kendini gerçekleştirme hakkını kullanması için siyasal, sosyal, psikolojik ve hukuki açılardan kişinin eğitim, hukuk, siyaset, bilgi, varlık, değer, ahlak ve ekonomik hayatına müdahale edilmemesi gerekmektedir. İnsanın kendini gerçekleştirme hakkının merkezinde bireysel özgürlük vardır. Devlet, bireyin hayatını belirleyen otorite […]
Tarih çoğu zaman insanın üstüne çöken ağır bir sessizliktir. Kazananların sesi yükselir, kaybedenlerin sesi bastırılır. İnsan, yalnızca tarihin nesnesi değildir; aynı zamanda tarihin ötesine taşan, onu sorgulayan, ona itiraz eden bir varlıktır. Tarih, çoğu zaman geçmişin nötr bir kaydı gibi sunulur. Halbuki tarih, hangi sesin duyulacağını, hangi acının görünmez kalacağını, hangi hayatın merkezde yer alacağını […]