“Aman Çeleb’im korkuttun beni! Neler oluyor sana?”
“Dünyamız, birdenbire altüst oldu! Aman yâ Rabbî…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
“Dünyamız, birdenbire altüst oldu! Aman yâ Rabbî…
Doktor çıkarken dedi ki: “Çelebi’nin âsâbı bozuk! Onu sıkıntılara düşüren sebep ortadan kalkmadıkça da rahatlayamayacak.” Süleyman Çelebi, yine bu gece derin ızdırap içinde kıvranıyordu…
Dünyada böyle insanlar da var deselerdi asla inanamazdı Maria… Oysa şimdi kulaklarıyla duymuştu…
Maria, eşkıyaların baskınını hayırlara yorumladı. Yoksa bu civanmert insanla nereden tanışacaktı…
Doğan Bey, bir şahin hassasiyetiyle etrafına göz gezdirdi. Tehlike kalmadığından emin olunca da Maria’nın yanına geldi…
Her biri bir orduya bedel adamlarının, bir tıfıl karşısında hâk ile yeksan olmasına ise kahretmiş, sinirlenmiş, hırsından deliye dönmüştü. Heyecanı geçince kızcağıza sordular: – Adın ne…
Zavallı kız, sindiği kayanın dibinde; “İmdadıma yetişen bu korkusuz, yakışıklı yiğit de kimdir acaba?” diye söylenirken oldukça da rahatlamıştı. Duruma şahit olan Doğan Bey, fena hâlde gazaplandı…
“Türklerin bir atasözü var; ‘Bükemediğin bileği öpeceksin!’ diye. Çok kısa zaman içinde bana hakikatleri görmemi sağladın yiğidim…” İtirafçı Üryan Eşkıya: -Kime kızsam onu öldürüvermeyi, sonra da memleketimden ve insanın olabileceği her yerden kaçıp uzaklaşmayı istedim yiğidim…
“Bolluk içinde yaşayan, merhamet nedir bilmeyen, aciz insanları perperîşan eden insanlardan intikam almak için bu çetin yolu seçtim yiğidim.” Üryan Eşkıya, her şeyi itiraf ediyor, pişmanlığını dile getiriyordu: -Bolluk içinde yaşayan, merhamet nedir bilmeyen, aciz insanları perperîşan eden insanlardan intikam almak için, ucunda ölüm olan bu çetin yolu seçtim. Bugüne kadar hiç doğrularla karşılaşmadım…