27
Mar
2026
Karanlık, rutubetli ve küf kokan korkunç bir yer!
Gittikçe havasız kalıyor, boğazı sıkılıyordu. Ha öldü ha ölecek… canhıraş son bir hamleyle uyandığında da nefes nefese kalmıştı. Plânlayanı kim, böyle savaşın? Hâllerine bir bak, bacı kardaşın, Boynu bükük kaldı nice dindaşın, Hileyle kuyunu kazdırır düşman! Çalışkan olmazsan, olmaz kavuşman! Önce halkı, şu bu diye böldüler, Çoluk çocuk nice masum öldüler, Hainler bu hâle bakıp […]
26
Mar
2026
“Unutmayın her biriniz yüz bin insan demeksiniz!..”
Kendini, tekke disiplini içinde huşuyla dinleyen dervişlerin şeyhi gibi düşündü baykuş gözlü, şeytani bakışlı tüccar!.. Adam “Ne yaptım?” kabilinden biraz kızararak, biraz da utanarak yüzüne baktı adamın. – Suyu bir yudumda içmemeliydin! Der demez hatasını anladı. İşi şakaya vurdu. – İmtihan ediyordum sizi. Maalesef yutturamadım, dedi gülerek. Lafı değiştirdi… *** Yıldırım Han ve mücahitleri öyle […]
25
Mar
2026
Tüccar el, kol hareketleriyle bir şeyler anlatıyordu…
“Büyük bir vâiz efendi gelmiş. Herkese; ‘Bursa, Bursa olalı böyle bir âlim görmemiştir’ deyin. Çekinmeyin sakın!..” BURSA’DA İLK GÜNLER… Bursa Ulucâmi dolaylarında kalın taş duvarlı bir handa hareketlerinden ve giyimlerinden tüccar olduğu belli olan üç kişi, zayıf çelimsiz, yırtık, pırtık eski elbiseli iki kişiyle sohbet ediyordu. Nazik görünümlü tüccar şeytanî bakışlar altında ellerini dilenci görünümlü […]
24
Mar
2026
Her şey tatlı bir cümbüşe dönüşüyordu artık…
Ne zaman hırslanırsa hep böyle olurdu. Karşısına bir Türk çıksa herhâlde acımadan onu parçalar, tereddüt etmeden çiğ çiğ yerdi!.. Gözleri kızardı, kulakları belirsiz bir uğultuyla tıkanır gibi oldu. Ne zaman hırslanırsa hep böyle olurdu. Karşısına bir Türk çıksa herhâlde acımadan onu parçalar, tereddüt etmeden çiğ çiğ yerdi. Oysa sinirlenecek, kızacak vakit değildi… Aklından geçenlere gem […]
23
Mar
2026
“Dedelerimin at koşturdukları bu topraklar tekrar bizim olacak!..”
“Ah! Ah! Bu memleketin hakiki sahibi, mirasçısı olduğum için mi ne? Kilikya topraklarını hep kendi çiftliğim sanırım…” Sıska bir dükkân çırağı gibi olanı alelacele çalı, çırpı toplayarak bir ateş tutuşturdu. Diğeri de yiyecekleri getirdi. Kısa zamanda nefis bir ziyafet çektiler kendilerine. Son şarap şişelerini de bitirdiler. Her biri bir tarafta sızıp kaldı. Kripto uyandığında; “Hayat […]
22
Mar
2026
Tabiatın bütün güzellikleri gözlerini kamaştırıyordu…
Aziz Kripto, tiksinerek baktığı koyun yününden yapılmış kalınca derviş kıyafetlerini, yüzünü buruşturarak giydi. Kripto: – Tam zamanı gelince yapmalı. Yoksa… Yoksa… – Yoksa… – Yoksa… İş işten geçer, olacaklar da olmaz! Birlikte gülüştüler. Ne yapacaklarını bilmenin bir ifadesiydi bu. Belli ki hepsi de hazırlıklıydı. Tarif edildiği gibi hareket ediyor, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmıyorlardı. Kuş uçmaz, […]
21
Mar
2026
“Kurt dumanlı havayı sever!..”
İçinde bulunduğu durumun arayıp da bulamayacağı bir fırsat olduğunu düşündü Kripto… Kripto, kendi kendine; “Ben yalnız büyük, ebedî düşmanımızı kalbinden hançerlemenin fırsatını kollayacağım. İşim de bu derdim de…” diyerek hissiyatını, azmini bu işe verdiği ehemmiyeti bir daha tekrarladı… Hırsından mı ne kanlı gözleri yuvasından fırlamış gibiydi. Elinin, ayağının titremesini, gözlerindeki ifadeleri saklayarak yine de kahramanca […]
20
Mar
2026
Sevinç karışımı heyecanını gizlemede zorlanıyordu…
Sandıkta, Osmanlı ulemâsının giydiği cübbe, sarık, tesbih vs. vardı. Bir başka sandıktan da zamanın en güçlü ve kıymetli silahları çıkmıştı. Sandıklar lebalep altın doluydu. Konuşmadan bir başkasına yöneldi onu da açtı. Osmanlı ulemâsının giydiği cübbe, sarık, tesbih vs. vardı. Bir başka sandıktan da zamanın en güçlü ve kıymetli silahları çıkmıştı. Açtıklarını eliyle işaret ederek gösterdi. […]
19
Mar
2026
Muhatabına Osmanlının gücünü ve azmini tane tane anlattı…
Şeytanca gülen gözleri, büyük bir zekâ şulesi değildi belki. Fakat o iri, kaba burun, toslayacak bir koç azmi olduğunda şüphe bırakmıyordu! Yanındaki adam da ona şöyle cevap verdi: – Bir o kadar da benden azizim. Bize öyle bir ilaç sundu ki hiçbir ızdırabımız kalmayacak. Ne başımızda bir ağrı, ne içimizde sıkıntı, ne de gönlümüzde üzüntü […]