Nereye gitse bu sefil adam yakasını bırakmayacaktı…
Aklına ne geldiyse bu sefer de yürümekten vazgeçip olduğu yere oturdu Doğan Bey. Karşısında bir yıldız gibi parıldayan Gülşah’a gözlerini dikti…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Aklına ne geldiyse bu sefer de yürümekten vazgeçip olduğu yere oturdu Doğan Bey. Karşısında bir yıldız gibi parıldayan Gülşah’a gözlerini dikti…
“Kara yüzlü, kara ruhlu Erkara! Bir yiğide, onun bunun duvarı üzerinde gezmek yakışır mı?” Bir anda ne olduğunu anlamayan Doğan Bey, Erkara’yı karşısında görünce şaşırdı…
“Nasıl söylenir bilmem ama bir tuhaf hâlin var Gülşah. Pek dalgınsın…
Ilık sabah rüzgârlarıyla bir hoş olan kanaryalar, nereden geldiği tam belli olmayan bülbüller kesintisiz şakıyor, hoş ötüşleriyle ortalığı çınlatıyorlardı. İhtiyarın anlatacağı çok şeyi vardı…
Kripto, mutluluktan dört köşeydi. Gökte aradığını yerde buluvermişti…
Çok fena şeyler düşünüyordu Aziz Kripto!.. Erkara’yı devletine karşı, bu yeni ‘Hurufi’yi de maneviyata karşı kullanacaktı…
Aziz Kripto sevinçle oturup oturup kalktı. Ellerini ovuşturdu heyecanla…
Yağmur tanecikleri, gizli ayak sesleri gibi tuhaf bir gürültü çıkarıyor. İntizamsız adımlarla sisler içinde intikal eden disiplinsiz leşkerleri hatırlatıyordu Erkara’ya…
İlmin yeri, vakti, hocası yoktur Doğan’ım; her durum ve şartta öğrenme, öğretme olur. Süleyman Çelebi, cümlesini tamamlarken, uzaklara baktı, daldı…