Genç kızın tek arzusu, borçlu olduğu o yiğidi kurtarmaktı…
Kaç gündür plan üzerine plan kuruyordu Maria. Pembe, mor bulutlar içinde kalmış şato, sanki olabileceklerden gizlenmek istiyor gibiydi…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Kaç gündür plan üzerine plan kuruyordu Maria. Pembe, mor bulutlar içinde kalmış şato, sanki olabileceklerden gizlenmek istiyor gibiydi…
Maria, karşısındaki bu yiğidin tereddüt geçirdiğini anlayınca, onu rahatlatmak ve itimadını kazanmak için neler olup bittiğini fısıldadı kulağına… Maria’nın pırıltılı, güvercin göğsü gibi yanar döner yerlere kadar uzanan elbisesine takıldı…
Sevdiği, inandığı, doğru bildiği bir mesele uğruna yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığı prenses Maria, pek de sevmediği şövalyenin koluna girdi. Eski şatonun genç ve güzel vârisi Maria, babasının ihtişamlı odasından gülerek, neşeyle ayrılırken, az kaldı şövalye zindancıbaşına toslayacaktı…
“Ben de onun kanını taşıyorum. Eğer o geceyi yaşamasaydım…
Maria, zindancıbaşının elindeki kılıcı alarak iyice sokuldu. Ucuyla yüzünü örten, kurumuş kanlarla kaskatı kesilmiş paçavrayı ittirdi…
Zindancıbaşı, mühim bir emri yerine getirir gibi hürmetle ileri fırladı. Zindancıbaşı keyifle anlatıyordu Maria’ya: – Muhterem pederinizin emriyle takviye tedbirler alındı, itinayla ve oldukça da dikkatlice gözetleniyor Kripto’nun katili bu canavar Osmanlı’nın kaldığı yer…
Doğan Bey, bilekleri ve ayaklarından bağlandığı yağlı, pis bir çark üzerinde, terden sırılsıklam kıvranmaktaydı. İşkence üzerine işkence ediliyordu…
“Atmaca Nuri Bey’e, Kâbus’un üzerine sefer düzenlemesi için vazife verilmiş. O da hemen eleman, silah tedariki ve diğer hazırlıklara başlamış.” Keyfi yerinde olmayan Erkara, etrafındakilere aldırış etmeden arkadaşına endişelerini anlattı…
“Yıldırım Han’ın yadigârı ey kürsü, dile gel konuş! Anlat cemaate benim masum olduğumu…