Burası Türkiye, Macaristan değil!
Bazı telaşla kurulmuş cümleler vardır. “Benzemiyoruz, özdeşleştirmek anlamsız, burası Macaristan değil” gibi… Söylemler sakin yapılmış bir tespitin izlerini taşımaz, çoğu zaman aceleyle söylenmiştir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bazı telaşla kurulmuş cümleler vardır. “Benzemiyoruz, özdeşleştirmek anlamsız, burası Macaristan değil” gibi… Söylemler sakin yapılmış bir tespitin izlerini taşımaz, çoğu zaman aceleyle söylenmiştir…
Sağın yargıyla kurduğu sorunlu ilişkiyi konuştuğumuz yerde durmak meseleyi eksik bırakır çünkü bu tabloya tek cepheden bakmak gerçeğin yalnızca bir kısmını görmek anlamına gelir. Aynı merceği sola çevirmeden bu ülkede hukukun neden sürekli siyasal mücadelenin uzantısı haline geldiğini kavramak mümkün görünmez…
Stratejik İletişim Zirvesi kürsüsünde İbrahim Kalın tarafından yapılan konuşma üzerine yazmak istiyordum ancak araya giren yurt dışı seyahatim ve bu seyahatin zihnimde açtığı katmanları kayda geçirdiğim köşe yazıları sebebiyle bu niyet kısa bir süre askıda kalmıştı. Oysa söz konusu konuşma, gündelik tartışmaların dar ufkuna sığmayacak kadar yoğun bir düşünce birikimini barındırıyordu…
“Her yükselen bir gün düşer, inişler başlar zirveden…” Madrid’de hâlâ diri olan modern akıl, düzen ve seküler hayatın ritmi Kurtuba’ya yaklaştıkça yerini daha eski, daha yoğun, daha karmaşık bir hafızaya bırakıyor. Bu geçiş bir şehirden diğerine varmaktan öte, zihnimde bir medeniyetin kuruluşuna, yükselişine ve kırılmasına doğru yapılan yolculuğa dönüşüyor.Kurtuba’ya vardığımda hissettiğim ilk duygu bir zamanlar […]
İspanya’dayım. Gezdiğim yerleri yazmayı ve yaşadığım ülkeyle kıyaslamayı oldukça severim. Bir başkent olarak Madrid, ilk bakışta kendini ele vermeyen bir açıklıkla başlıyor; geniş caddeler, taşın üstüne düşen yumuşak ışık ve acele etmeyen bir kalabalıkla… Şehir imparatorluk ihtişamını, çöküşün ağırlığını, iç savaşın yıkımını ve uzun süren suskunluk dönemini aynı bedende taşıdı. Bu yüzden burada hissedilen dinginlik, […]
Siyaset çoğu zaman zirveler üzerinden okunur: kazananların, kaybedenlerin, ayakta kalanların ve sahneden çekilenlerin hikâyesi üzerinden… Bu yüzey anlatısı hızlı sonuçlara ve görünür dengelere odaklanır. Oysa belirleyici olan yüzeyin altında ağır ağır biriken başka bir süreçtir. Yenilgiyle açılan, geri çekilmeyle derinleşen, dışlanmayla sertleşen ve nihayetinde yeniden görünür hâle gelen bir hat vardır ki liderliğin asıl dokusu […]
Siyasetin hafızası kısa, yargının hafızası uzundur” denir. Lakin Türkiye tarzı ülkelerde bu iki hafıza çoğu zaman birbirine karışır. Biri diğerini bastırır, diğeri ötekine sığınır ve ortaya tuhaf, amorf ilişki biçimi çıkar: yargıya güvenmeyen ama yargı üzerinden hüküm kurmak isteyen siyasal akıl. Bu yüzden sağ siyasetin yargıyla kurduğu ilişki hiçbir zaman sahici bir hukuk sadakati şeklinde […]
Düşman İsrail, Tartışma Mezhep Tarih en çok felaket anlarında konuşur. İmparatorluklar yıkılırken, şehirler düşerken, halklar yerinden edilirken değişim yalnızca cephe hatlarında yaşanmaz. İktisat sarsılır, hukuk çöker, ahlak aşınır, dil sertleşir, hafıza parçalanır ve bütün bu çözülmenin ortasında zihinlerin öncelik sırası kendini ele verir. Bu yüzden kayda geçen yalnızca olup bitenler değildir. Aynı zamanda kimin nerede […]
Türkiye’de son yıllarda sıkça görülen bir sahne bu durumu açık biçimde gösteriyor. Bir akşam yemeğinde, uzun bir yolculukta ya da bir dost meclisinde ekonomi, adalet ve liyakat üzerine konuşmalar açılır. İnsanlar yaşadığı sıkıntıları açıkça anlatır. Artan kiralar, iş bulma zorlukları, torpil hikâyeleri, mahkeme kararlarına duyulan güvensizlik uzun uzun tartışılır. Aynı insanlar ertesi gün iş yerinde, […]