10
Ağu
2026
Çeşmenin suyu ve Sultan Dağları
Sultan, “kırmızılı kadın” diye başlasa da aşktan deli divane olmuş bir kadın hikâyesidir… Annesi “Sultan, kalk kız yataktan!” dedi, “Hadi kalk, güğümü doldur gel de çayı koyalım.” Sultan, yatakta yorganın altında gerindi, perdeyi hafifçe araladı dışarıya baktı…
09
Ağu
2026
Ölürken bile bizi düşündü
“Rahmetli annem uzun yıllar rahatsızlık çekti ama ölürken bile bizi düşünmeden edemedi…” Annemi bir mayıs gününde kaybetmiştim. Onu kaybedeli otuz yıl oldu…
07
Ağu
2026
Bir alperenin vedası
“Ritim bozukluğu olsa da moral bozukluğu asla. O masada oturacak adam değildir.” Kâzım Temir Kahramanmaraşlı bir polis emeklisidir…
06
Ağu
2026
İyi günde kötü günde
“Eşine yemek yedirirken, elini ve yüzünü silerken sergilediği şefkati ruhumda hissettim” Yusuf amca ve değerli hanımı Gülşen teyze ile Kuzuluk’ta buluşmamıza bugün de devam ediyorum. Yıllar sonra gerçekleşen bu buluşmamız son derece coşkulu ve duygusaldı…
05
Ağu
2026
Yusuf’taki güzellik
“Hâlâ okuduğum en kıymetli baş ucu kitabımdır. Hatta vasiyetimdir, evlatlarıma ve tüm gençlere.” Rahmetli Hacı Ahmet dedem derdi ki: “Evladım, Yaradan güzelliğin yarısını tüm dünyaya dağıtmış, diğer yarısını da Hazreti Yusuf’a vermiş…
04
Ağu
2026
Arda boylarında kandiller yanar
“Kızlar ve kadınlar, ellerine kına yakarlardı. İhtiyaca göre saçına kına vuranlar da olurdu” Arda boyları ile ilgili hatıramı anlatmaya devam ediyorum…
03
Ağu
2026
“Arda boylarında kırmızı erik”
“Nehir boyunca yeşilin onlarca tonu ile süslenmiş ağaçlar ve meyveler görürsünüz.” “Arda” sevilen, güzel bir isim. Hem nehir hem insan adı olduğu gibi bazı ticari firmalarımızın da tabelalarını süslemektedir…
02
Ağu
2026
Benim dedem de haklıymış
“Dedemi Özal ile kıyaslamak ne haddime. Aldığım sadece “dedem haklıymış” sözü” “Rahmetli Özal, dedesinin Abdülhamid Han ile ilgili anekdotunu anlatırken “Baktım dedem haklıymış” demişti…
31
Tem
2026
Kafana takma diyorsun ama
“Lakin bu iki ölüm anını ve bu iki insanın yaşadıklarını hiç ama hiç unutamadım.” “Ya ne kafana takıyorsun hayatı, yaşa git işte” demişti yirmi beş yıllık ahbabım. Belki de kırk yıl önce çocukluğumda sekerâtü’l-mevt hâlinde iken başında Yasin okumaya çağrıldığım iki hastanın hâlini hatırladım…