En büyük kayıp: Allah’ı unutturan insanlarla geçen bir ömür
İnsan hayatında birçok kayıp yaşar. Kimi malını kaybeder, kimi makamını, kimi sağlığını, kimi de en sevdiklerini…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
İnsan hayatında birçok kayıp yaşar. Kimi malını kaybeder, kimi makamını, kimi sağlığını, kimi de en sevdiklerini…
İnsanlık tarihinin en önemli sorularından biri şudur: Bir insanın gerçek değeri neyle ölçülür? Günümüzde insanlar sahip oldukları makamlarla, servetleriyle, diplomalarıyla ve sosyal çevreleriyle değerlendiriliyor…
İçki içiyor, faiz yiyor, zina yapıyor; sonra da: “Allah çok merhametlidir, affeder.” diyor. Namazı terk ediyor, Allah’ın emirlerini hafife alıyor, haramları hayatının bir parçası hâline getiriyor; ardından da: “Kalbim temiz, Allah affeder.” diyor…
Bir gönül ehlinin şu sözü, Kur’an ile kurduğumuz ilişkinin seviyesini ne güzel özetler: “Kur’an’a gözünle bakarsan yazıyı görürsün. Aklınla bakarsan ilmi görürsün…
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Âdemoğlunun bir vadi dolusu altını olsa bir vadi daha ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz…
İnsanlık tarih boyunca büyük savaşlar gördü. İmparatorluklar yıkıldı, şehirler harabeye döndü, nice medeniyetler tarihin karanlık sayfalarına gömüldü…
Bir zamanlar bir malın fiyatı vardı. Gidersiniz, alırsınız…
Bir toplumun medeniyet seviyesi, kadınlarına nasıl baktığında gizlidir. Kadını yalnızca dış görünüşüyle değerlendiren toplumlar, insanın özünü kaçırırlar…
Bugün “tasavvuf” adı altında öyle şeyler konuşuluyor ki, insan bazen hayret ediyor. Kimi bir şahsı hatasız görüyor, kimi dinin ölçüsünü insanların sözlerine göre belirliyor, kimi de Kur’an ve sünnetten uzaklaşmayı “maneviyat” zannediyor…