Dar Bursa sokaklarında yürüyüp Somuncu Baba Mescidine geldi
Kripto, bu sessiz şikâyeti daha fazla duymamak için gözlerini kapadı. Bir anaç tavuk edasıyla kabardı…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Kripto, bu sessiz şikâyeti daha fazla duymamak için gözlerini kapadı. Bir anaç tavuk edasıyla kabardı…
Unutulmuşluk tarlasına gömülü bir tohumdun. Gün oldu kök saldın…
Mis gibi lavanta kokan yün yatağının içinde sebebini bilemediği duygular içindeydi Doğan Bey. Gözlerini kapadı, ne yaptı ettiyse bir türlü uyuyamadı…
Süleyman Çelebi yazdıklarını önce Doğan Bey’e ve Matlube Hanım’a okurdu. Onlardan alacağı tepkiye göre, son şeklini verirdi…
Yeğenine ayrı bir kıymet verir, onunla iftihar ederdi Süleyman Çelebi. Bu benzerlikten dolayı mı, yoksa ciğerparesi ve Doğan’ının sütkardeşi Yusufçuğu’nun vefatından sonra ailenin tek çocuğu olarak kalmasından mı…
Yaşadığı yer gençlerin, hatta birçok kişinin gıpta ettiği yerlerden biriydi. O ise başka bir derde müptela olmuş, fena yakalanmıştı…
Can sıkıntısından patlayacaktı neredeyse. Yaz geceleri kısa olmasına rağmen, hiç bitmeyecekmiş gibi upuzun geldi…
“Ah be! Tam fırsat yakalamıştım…
Uzun boylu, atletik yapılı dağ gibi heybetli Doğan Bey, attan inmiş, iki arkadaşıyla çeşmeye doğru yaklaşıyordu. Can yoldaşı, sırdaşı Perihan, doludizgin gelen atlıları görünce heyecanlandı…