Süslü kafes içindeki güvercinler…
Emîr Sultan, kafesin yaylı kapısını incitmeden açıp, gözüne kestirdiği güvercinlerden birini yakaladı. Beyazıd Paşa, nazik bakımlı ellerini iki defa birbirine çarptı…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Emîr Sultan, kafesin yaylı kapısını incitmeden açıp, gözüne kestirdiği güvercinlerden birini yakaladı. Beyazıd Paşa, nazik bakımlı ellerini iki defa birbirine çarptı…
“Bütün aile efradımızla yüksek iradenize amadeyiz. Doğan Bey’imiz seher vaktinde verdiğiniz emir mucibince helâlleşerek sefere çıktı Sultan’ım.” Müfteriler kaçarken, bizler emekliyoruz, Yiğit ruhu arıyor, yiğitler bekliyoruz…
Padişah, yaşayan ölü gibiydi. Hesapta olmayan bu içten vurulma çok ağır gelmişti…
“Allahü teâlânın; ‘Habibim’ dediği şanı yüce, sevgili ve şerefli Peygamberimize dil uzatılmasına tahammül etmek mümkün değildir.” Hamdolsun Rabbimize, sünneti ettik eda, Bugün ayrılıyoruz, mücahidler elveda! Yıldırım Han: -Bulunduğumuz vahim durum dostlarımızı derinden üzmekte, düşmanlarımızı da sevindirmektedir…
“Muhterem Hocam Molla Fenâri ve kıymetli damadım Seyyid Emîr Sultan hazretleri… Paşalarım, beylerim…
Başta Padişah ve yakın devlet ileri gelenleri câmi-i şerifi teşrif etmişlerdi. Bir gariplik seziliyordu ama ne olduğu sorulmadan hemen namaza duruldu…
Ne zamandır at üzerinde içi dışarı çıkacakmış gibi olan Hurufi, hararetten yanıyor, tutuşuyordu. Ulucami’deki kâbus, ateşler içinde bırakmıştı…
“Hem kendini hem de dinleyip tasvip edenlerin küfre düşmelerinden korkmuyor musun?” Her kafadan bir sesin çıktığı bu kritik ortamda, Arap Molla diye tanınan elli beş, altmış yaşlarında beyaz tenli, güzel, sempatik yüzlü, başında fildişi kavuğu ve krem rengi abasıyla âlim olduğu belli olan heybetli bir zât-ı muhterem ayağa kalktı. Her iki kolunu kürsüye doğru uzatarak, […]
Cemaat de nefeslerini tutmuş, huşu içinde her kelimesini kaçırmamaya çalışıyordu. Anlatılan mevzu insanı heyecanlandırıyordu…