“Sen çok yoruldun anne…”
“Bakın yavrularım” dedi sesi titreyerek. “Nelerden geçtik, ne yollardan yürüdük…” Esmeray’ın çileli hayatını anlatmaya bugün de devam ediyorum…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
“Bakın yavrularım” dedi sesi titreyerek. “Nelerden geçtik, ne yollardan yürüdük…” Esmeray’ın çileli hayatını anlatmaya bugün de devam ediyorum…
“Artık fabrikada onun kadar hızlı ve kusursuz dikiş diken başka bir ‘usta’ kalmamıştı…” Esmeray’ın çileli hayatını anlatmaya bugün de devam ediyorum… Esmeray, elinde üç çocuğu, cebinde koca bir boşlukla, hiç bilmediği o devasa şehrin ortasında yapayalnız kalmıştı…
“Çocukların geleceği olur” diye düşünmüştü. Ama Yılmaz artık eve uğramaz olmuştu…
“Baba! Gitme, bırakma beni bu fırtınada!” diye feryat ettiğinde Esmeray on ikisindeydi…
“Sıra işe girmesine gelmişti. Şansına o günlerde orman dairesine eleman alınacaktı…” Ali, kasabanın sayılı esnaflarından emekli Ahmet Efendi’nin tek çocuğu idi…
“Şimdi gençlerin ruh hâline bakınca ümitlerin yeniden tazelendiğini görebiliyorsunuz…” En sağında bir metre yükseklik ve yarım metre eni olan kocaman bir fotoğraf vardı. Siyah beyaz bir fotoğraftı…
“Sabah erkenden işbaşı yapıyor ve bazı günler çok geç saatlere kadar çalışıyorduk…” Makine Mühendisliği Fakültesini bitirmiştim. Pek çok şeyi değiştirebileceğimi düşündüğüm bir enerjiyle ısıtma-soğutma-iklimlendirme bürosunda mühendis olarak işe başladım…
Durumu hallice olanlar keçeli “Angara Lastiği” tabir edilen astarlı lastik ayakkabı giyerdi… İlkokuldan 1972-1973 eğitim öğretim yılında mezun olmuştum…
“Adımlarımız yavaş ama düşüncelerimiz hızlıydı. Rüzgâr yüzümüze hafifçe çarpıyordu.” Cami avlusunda iki öğretmen arkadaş konuşurken oraya gelen öğrenci velisi ve aynı zamanda kendisi de öğretmen olan Hasan Ali Bey’in anlattıklarına bugün de devam ediyorum…