“Nereden gelir nereye gidersin?”
Doğan Bey “Dur!” sesiyle irkildi. Sağına, soluna baktı…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Doğan Bey “Dur!” sesiyle irkildi. Sağına, soluna baktı…
Hancı, kendisine laf atıldığına aldırmadan Doğan Bey’in ardı sıra baktı bir müddet daha. “Bir kasırga gibi esti yiğit Doğan’ım” diye söylendi…
Atı demek, arkadaşı demekti. Yerine göre can yoldaşı, her şeyiydi…
Sarıkız’ın keyfi kaçmıştı. Doğan Bey “bacım” kelimesinin üstüne öyle basıyordu ki, bütün ümitlerini yıkıp götürüyordu bu kelime…
Usulca aralanan kapının ağzında hancının kızı göründü… Bir elinde ayran testisi, diğer elinde kocaman bir bardak gülümsedi…
Süleyman Çelebi, misafirlerin bulunduğu odaya geçti. Matlube Hanım, gece yarısından beri ilk defa rahat bir nefes almıştı…
Süleyman Çelebi, refikasının ısrarıyla girdiği geniş yatağında, kırmızı kadife kaplı yorganının altında sıkılmış bir yumruk gibi yusyumru yatıyordu. Erkara: – Yani demek istediğim, ruh ve gönül birliği içinde olmak her şeyi kolay, yağdan kıl çeker gibi çözdü…
“Bu cahil insanlar bizim kıymetimizi bilemezler! Bilmeyecekler de…
Erkara, Aşır ve Palabıyık, Kripto ve arkadaşlarını Karahan’a kadar getirip kapı önünde bırakmış, kimseciklere görünmeden de geri dönüyorlardı. Adam çok şaşırmıştı…